Tamer ona dokunmak bile istemiyordu çünkü o bir ölüydü. Önder üzerinde herhangi bir şey olup olmadığını kontrol etmek için paltosunu çıkardı. Gördükleri karşısında şaşkına döndü. Alina tanınmamak için kar maskesi takmakla kalmamış, erkek gibi görünmek için gövdesine küçük, ince yastıklar bağlamıştı. Bunlar onun, olduğundan daha kilolu ve yapılı bir erkek gibi görünmesini sağlamıştı. Önder onunla dövüşürken bile bunu fark etmemişti. Alina bir kadına göre oldukça güçlüydü. Belki de o kadar güçlü değildi, Önder yorgun olduğundan, onun gücü yoktu ama sonuçta Alina onu alt etmeyi başarmıştı. Önder, Alina'nın üzerindeki eşofmanın ceplerini kurcaladı. Cebinden bir not çıktı. Mirza'yı öldürdükten sonra cesedine bırakacağı nottu. Başka bir şey bulamadı. Önder onun başından ayrılıp, Mirza'nın yanına yaklaştı ve onun da nabzını kontrol etti. Nabzına bakmasına bile gerek kalmadığını anladı. Bedeni buz gibiydi, çoktan ölmüştü. Gözleri kapalı fakat ağzı açıktı ve ağzının kenarlarından koyu renkte bir sıvı akıyordu. Alina'nın, ölmeden önce yaptığı son işiydi.
Önder onları burada bırakıp bırakmamak konusunda kararsızdı. Tamer'e döndüğünde, biraz ileride kusarak midesini boşaltmakla meşgul olduğunu gördü. Ona yaklaşarak cep telefonunu istedi. Tamer telefonu verdikten sonra derin derin nefes alıp vererek, kendisini toparlamaya çalıştı. Önder telefonu açarak 155'i aradı ve bulundukları bölgeyi tarif ederek, cinayet masasına haber vermelerini ve onları buraya göndermelerini söyledi. Telefonu kapattıktan sonra ikisini de orada bırakıp, Tamer ile beraber mezarlığa gittiler. Alina ona, Melda'nın burada olacağını söylemişti. Tamer hala kendine gelememişti ama Önder bunu umursamadan, onu zorlayarak etrafa bakınmasını söyledi. Ağaçlık bölgeyi kontrol etmişler ve orada bir şey bulamamışlardı. Bu kez mezarlığın içini ve çevresini aramaya karar verdiler. Tamer ağlayarak etrafta dolaşırken, Önder'de mezarlığın içine girdi. Her yeri didik didik aradı, tüm mezarların etrafına baktı. Ama ne Melda'yı, ne de ona ait herhangi bir şeyi bulamadı. Her yeri kontrol ettikten sonra onun burada olmadığına karar verdi ve olduğu yerde dizlerinin üzerine çökerek, ağlamaya başladı.
Bir yandan ağlıyor, bir yandan da içinden Tamer'e küfürler sayıyordu. Onu öldürmeseydi Melda'yı bulabilecekti ama şimdi her şey için çok geçti. Onu bir daha asla bulamayacaktı. Bu vicdan azabıyla nasıl yaşayacağını bilmiyordu. Ama Tamer ile kavga edemezdi. O kendisini riske atarak Önder'in hayatını kurtarmıştı. O Alina'yı öldürmeseydi, Alina Önder'i öldürecekti. Saatlerce oldukları yerde beklediler. Neden beklediklerini bilmiyorlardı ama beklemişlerdi. Önder bir mezarın yanı başında dizlerini kendisine çekmiş, başını ellerinin arasına almış öylece oturuyor; Tamer'de ara sıra etrafta dolaşıyor, ara sıra Önder'i kontrol ediyordu. Onun durumu da pek iç açıcı değildi. Her şeyi birlikte batırmışlardı. Her şey buraya kadardı. Hava hala zifiri karanlıktı. Biraz sonra kendilerine yaklaşan bir kaç ayak sesi duydular. Önder başını kaldırmadı. Hala aynı pozisyonda ve gözleri kapalı bir şekilde oturuyordu. Biraz sonra duyduğu sesle başını kaldırdı. Cenk'in sesiydi. Ayağa kalkıp mezarlığın dışına baktı. Kalabalık bir grup, ellerinde fenerlerle onların bulundukları bölgeye gelmişlerdi.
Aslında tren raylarına gidiyorlardı. Yol üzerinde onları bulacaklarını bilmiyor olmalıydılar. Çünkü Cenk şaşkın ve telaşlı konuşuyordu. Amirinin orada olup olmadığını bilmiyordu, sesini de duymuyordu. Tamer işaret parmağıyla mezarlığı gösterdi. Cenk bir süre oraya baktıktan sonra hızlı adımlarla mezarlığa girdi ve onun yanına yaklaştı. Önder olduğu yerde bekledi. Cenk yanına gelip omzunu sıvazladı ve kolundan tutarak, onu ayağa kaldırdı. Sonra onu mezarlıktan çıkardı. Önder bir şeyler söylemek için dudaklarını araladı ama sonra vazgeçti. Mezarlıktan çıktığında, bir kaç takım elbiselinin ve beyaz tulumluların raylara doğru ilerlediklerini gördü. Cenk'te, Tamer ile Önder'i araçlara götürmek istedi ancak savcı olduğu anlaşılan bir adam onları durdurarak, olay yerine gitmeleri gerektiğini söyledi. Cenk takım elbiseli adamı ikna ederek, ikisini de araçlara götürdü. Cenk onları kendilerinin geldikleri otomobilin arka koltuğuna oturtarak, yanlarına geçti ve kapıyı kapattı.
"Bana neler olduğunu anlatın, hemen!" dedi telaşla.
Önder ile Tamer birbirlerine baktılar ve sonra tekrar başlarını öne eğdiler. Cenk devam etti.
"Bakın, savcıyı zar zor ikna ettim. Oraya şimdi gitseydiniz eğer yanlış bir şeyler söyleyebilirdiniz. O zaman ikinizin de başı büyük belaya girerdi. Ama üzerinizdeki şoku attıktan sonra sizi oraya götürüp, olayın nasıl gerçekleştiğini anlattıracaklar. Siz bana gerçekleri anlatırsanız, ben de yanlış bir ifade vermenizi önleyebilirim."
"Biz yanlış bir şey yapmadık. Tamer beni korumak için... Öldürdü onu."
"Kimi öldürdü?" diye sordu Cenk, merakla.
"Onu işte, katili..."
"Onu gerçekten buldunuz mu? Ama... Ben, emin değilim. Ya o değilse? Daha önce de defalarca yanıldık. O adam çok zeki, nasıl yakalanabilir ki?"
"Adam değil. Alina..."
Cenk, ağzı açık bir şekilde donup kaldı.
"Kim dedin?"
"Alina işte..." diyerek, yineledi Önder.
"Neler oluyor, o kızın burada ne işi var? Tamer onu gerçekten öldürdüyse eğer işi bitti demektir!"
"Benden Mirza'yı ona getirmemi istedi. Melda'nın mezarlıkta olacağını söyledi. Mirza'yı alacak, Melda'yı verecekti. Mirza'yı götürürken onu takip ettim. Sonra ona bir şeyler yapmaya çalıştı, aynı şeyler işte. Biraz dövüştük. Sonra beni öldürmeye kalkıştı. Tamer'de o sırada oradaymış. Beni korumak için onu vurdu ve öldürdü. Öldükten sonra yüzünü açtığımda Alina olduğunu fark ettim. Meğer aylardır aradığımız cani elimizin altındaymış. Defalarca yüz yüze gelmiş, konuşmuşuz ama bizim haberimiz yokmuş."
Cenk şaşkınlıktan ne söyleyeceğini bilemeden, öylece durmuş Önder'i dinliyordu.
"Peki Mirza... O yaşıyor mu?" diye sordu umutsuzca.
"Ölmüş. Ama benim elimde mi öldü yoksa onun elinde mi, bilmiyorum."
"Her iki türlü de büyük suç işledin Önder. Adam kaçırma, ölüme sebebiyet verme... Bunların cezası çok ağır olacak. Tamer'in durumuna da ancak araştırmalar yapıldıktan sonra karar verirler. Keşke bunları yapmak yerine bize haber verseydin. Şimdi durum daha farklı olurdu."
Önder yaşlı gözlerle ona baktı.
"Bunlar umurumda değil. Melda'nın mezarlıkta olacağını söylemişti ama yok. Tamer onu öldürdüğü için onun yerini bir daha öğrenemeye bilirim. Onu nasıl bulacağım?"
Cenk düşünceli bir şekilde, bir süre bekledi. Sonra derin bir iç çekti.
"Onu bir şekilde bulacağız. Ama ikiniz de sakin kalmak zorundasınız, tamam mı? Olayı daha fazla karmaşık hale getirmeyin."
Önder Tamer'e baktı. Ona, bu iş hallolduktan sonra teslim olacağına dair söz vermişti ama şimdi Tamer'de onunla aynı durumdaydı. Cenk araçtan indiğinde, ikisi baş başa kaldılar.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder