21.7.24

Kan Vaftiz (Bölüm 68)


Poyraz yolu defalarca karıştırmış ve kaybolmuşlardı ama sonunda evi bulmuşlardı. Beraber binaya girdiler ve ikinci kata çıktılar. Mirza kapının yanında dururken, Poyraz kapının önüne geçti ve iki kere kapıyı tıklattı. Alina Mirza'yı görürse, onu tanımadığından dolayı kapıyı açmayabilirdi. Bir süre beklerdiler, kapı açılmayınca Poyraz tekrar kapıya vurdu. Önce kapının arkasından bir ses sonra da kapı kilidinde dönen anahtarın sesini duydular. Kapı açıldığında, üzerinde pijamalarla ve uyku mahmuru gözlerle ona bakan Alina'yı gördü. Alina önce Poyraz'a sonra da başını kapıdan dışarı uzatıp, kenarda bekleyen Mirza'ya baktı. Gecenin bu saatinde onları görünce, meraktan uykusu dağılmaya başlamıştı.

"Poyraz, senin ne işin var burada? Hem de bu saatte... Arkadaşın kim?" diye, art arda sorular sordu Alina.
"İçeri gelebilir miyiz?" 

Alina gözlerini devirdi. 

"Bana en son yaptıklarını unuttun herhalde."

Poyraz gözlerini tavana dikip, bir süre düşündü. Onu en son bir güzel pataklamış, saçını başını yolmuş sonra da evden kovmuştu. Tüm bunları yaparken, bir gün ona işinin düşeceğini hesaba katmamıştı. Duygu sömürüsü yaparak kendisini ezdirmek yerine, yüzsüzlük yapmayı tercih etti.

"Hayır, unutmadım. Bir şansım daha olsa çok daha fazlasını yaparım, ama buraya bunun için gelmedik. Az çekil de içeri girelim." dedi Poyraz.

Alina'yı iterek kapıyı ardına kadar açtı ve içeri girip, Mirza'ya da girmesi için işaret verdi.

"Ne yapıyorsunuz siz, gecenin bu saatinde derdiniz ne? Polisi arayacağım!" diye bağırdı Alina ve koşar adımlarla salona giderek, şifonyerin üzerindeki telsize uzandı. 

Mirza kapıyı kapatırken, Poyraz koşarak Alina'nın yanına gitti ve onu durdurdu.

"Polisi arayamazsın!"  dedi, korkunç görünmeye çalışarak. Ama daha çok komik görünüyordu.
"O halde gidin evimden!"
"Utku'nun hatırı için..."
"Utku'nun hatırı falan yok. Beni yaka paça iş yerinden kovdu. Bütün mahalleye rezil etti. Bir de o pisliğin abisine bakıcılık mı yapacağım?"

Mirza onların yanlarına yaklaştı ve araya girdi.

"Ya zorla ya da güzellikle, bizi bu evde ağırlayacaksın!" dedi, donuk ve net bir şekilde.
"Afedersin, sen kimsin de bana emir veriyorsun?"

Mirza, şifonyerin üzerinde bulunan süs eşyalarını eline alıp evirip çeviriyor, meraklı gözlerle inceliyordu.

"Bunlar antika mı yoksa ucuzluk mağazalarında satılanlardan mı?" diye sordu.

Alina derin bir iç çekip, başını çevirdi ve onun yüzüne bakmadan yineledi.

"Gidin evimden, yoksa polisi arayacağım."
"Gidin evimden, yoksa polisi arayacağım..." diye tekrarladı Mirza, ağzını yamultarak. "Ne kadar bilmiyorum ama bir süre burada kalacağız. Sen de bizi evinde ağırlayacaksın. İstiyorsan polisi ben arayıp, evinin adresini verebilirim."

Alina anlamamış gözlerle bir Mirza'ya, bir Poyraz'a baktı. Mirza devam etti.

"Şu an ikimiz de polis tarafından aranıyoruz. Kırmızı bülten olduğunu sanmıyorum ama olsa fena olmazdı. Bu çok havalı olurdu, şanım yayılırdı." dedi gülümseyerek. "Eğer polisi çağırırsan onlara, eski sevgilinin hatırı için onun abisine ve arkadaşına yardım ve yataklık yaptığını söylerim. Ha bu arada, aranma sebebimiz de Poyraz'ın bir hayvan kesmesi ve beraber polislerden kaçmamız. Bu iki suçluya yardım ve yataklık yapmanın cezası ne olur ben bilemem tabi. Hala aramak istiyor musun?"

Poyraz ve Alina gözlerini kocaman açmış, korkuyla Mirza'ya bakıyorlardı. 

"Seyfi'yi ben öldürmedim Mirza, bunu nasıl söylersin? O benim arkadaşımdı." diye bağırdı Poyraz, öfkeyle.

Alina'da donuk sesle söylendi.

"Sen neler söylüyorsun? Siz ne kadar iğrenç insanlarsınız..."
"Çoğul konuşma. O hayvanı öldüren ben değilim, Poyraz yaptı." dedi Mirza ve elindeki objeyi yerine koyarken, Poyraz'a göz kırptı.

Poyraz bunun ne anlama geldiğini anlamamıştı. Şu an tek düşündüğü şey, Mirza'nın ona attığı iftiraydı. Böyle bir şeyi ona yakıştırdığı için Mirza'ya öfkelenmişti ama şimdilik susmayı tercih etti. Göz kırptığına göre bu sus demek oluyordu. Mirza koltuklardan birine yayılıp otururken, aynı anda sordu.

"Biz nerede yatağız, misafir odan var mı?"

Alina'nın yüzünde dehşet verici bir ifade vardı. Cevap vermeden odasına gitmek için arkasını dönüp salondan çıktı. Poyraz'da onun peşinden gitti ve Alina'nın odasına girip kapıyı kapattı. Alina öfkeyle söylendi.

"Ne yapıyorsun Poyraz, evime zorla girdiğiniz yetmez gibi bir de mahremime mi giriyorsun? Çık dışarı!"

Poyraz susması için işaret yaptı ve Alina'yı çekiştirerek, kapıdan uzaklaştırdı. Mirza'nın ne konuştuklarını merak edip, onları dinlemeye çalışacağına emindi.

"Beni dinle Alina, sana yaptıklarım için özür dilemeyeceğim ama şu an ben de seninle aynı durumdayım." dedi fısıldayarak.
"Hanesine tecavüz edilen sen değilsin Poyraz, benim. Nasıl aynı durumda olabiliriz?"
"Beni iyi dinle, Mirza'nın söylediği şeye inanma! O kediyi ben öldürmedim, o benim arkadaşımdı."

Alina kaşlarını çattı ve anlamamış gözerle ona baktı. 

"Ne yani, şimdi tek sorunumuz bu mu? Bir hayvanı öldürüp öldürmediğin mi?"

"Hayır, başka bir şey daha var. Ben Mirza'dan bir konu hakkında yardım istedim ama bana musallat oldu. Zaten önceden de peşimdeydi ama böyle, her an yan yana değildik. O zamanlar evimde, kendimi güvende hissediyordum ama şimdi hissetmiyorum. Bu adam çok ama çok tehlikeli bir adam Alina. Bir süre bizi idare et ve sakın onunla zıtlaşma! Biraz kalıp gideceğiz."

"Sen ne saçmalıyorsun? Madem tehlikeli biri, o halde onu ihbar edelim. Hem sen neden böyle bir adamla berabersin?"
"Mecburum Alina, bir konuda ona ihtiyacım var. İşimi hallettikten sonra onu postalayacağım. Kullanıp bırakacağım yani. Anladın mı?"
"Dikkat et de o seni kullanmasın Poyraz. Bana kalırsa fazla akıllı." 

"Evet ama ondan yardım istediğimde, tüm düzenini bozdu ve benim için kendisini kaç kere tehlikeye attı. İşim bittiğinde o da beni bir daha görmek istemeyecek, bundan eminim." dedi Poyraz, ama son söylediği sözlere kendisi de inanmıyordu. 

Mirza sırrıyla beraber ölüp gitmeden, Poyraz'ı asla rahat bırakmayacaktı. Aslında Poyraz'ın eline, onu öldürmek ve tamamen kurtulmak için çok fazla fırsat geçmişti ama o bunu yapmamıştı. Hastanede kendisini flozof sanan arkadaşından, haksız yere birini öldürmenin cezasının cehennem olacağını öğrenmişti. Adam birini öldürmüştü ve öbür dünyada cezasının ne olacağını merak edip araştırdığında, bunu öğrenmişti. Poyraz, bunu bir insan öldürmeden önce öğrendiği için şanslıydı. Anne - babası, onlara böyle şeyler öğretmemişlerdi. Poyraz bunu öğrendikten sonra bir karınca bile öldürmemişti. 

"Onu kullandığın iş ne peki?" diye sordu Alina, umursamaz bir tavırla.
"Bunu sana söyleyemem ama şunu bil ki, çok önemli bir iş."

Alina dudağını büktü ve yeni kalktığı dağınık yatağına oturdu.

"Utku nasıl?" diye sordu, Poyraz'ın yüzüne bile bakmadan.
"Haberim yok. Ben evden kaçtığımda işe gitmişti. O günden beri de onu hiç görmedim." 
"Onu bir cinayetle suçluyorlarmış. Seri bir cinayet. Hatta bir kere beni de sorguya almışlardı, aynı olay ile ilgili."

Poyraz kaşlarını çattı ve Alina'nın yanına oturdu.

"Senin bunlarla ne alakan var ki?" diye sordu merakla.

"Benim son görüştüğüm kişilerden biri komiserin karısını kaçırmış, onun da katille bir bağlantısı olduğunu düşünüyorlarmış. Hakkında bilgi almak için onu tanıyan birilerine ihtiyaçları varmış. Bu yüzden beni sorguladılar ama ben adamı tanımıyordum bile. Utku bizi yakaladığında sinirden mi, kıskançlıkta mı bilmiyorum ama yanımıza gelip bana tokat attı. Sonra da o adamla kavgaya tutuştular. O olaydan dolayı Utku'yu da sorgulamışlar."

"Sen Utku'yu hala seviyor musun?"

Alina, gözünün yanıyla ona baktı ve başını öne eğdi. Bu muhtemelen evet demekti. 

"O salakta ne buluyorsun anlamıyorum. Gerçekten. Kendine daha iyi ve daha yakışıklı birini bulabilirsin bence. Hem seni terk eden bir adamı neden sevmeye devam ediyorsun ki?" diye sordu Poyraz.
"Hiçbir şey bilmiyorsun Poyraz. Ben onunla beraberken kaç tane erkekle görüştüm. Utku ona ihanet ettiğimi söylüyor ama ben ona ihanet etmedim. Sadece görüştüm, o kadar."

Poyraz geri çekilip, gözlerini kocaman açtı.

"Sen onu aldattın mı? Hem de defalarca, öyle mi?"
"Hayır Poyraz. Aslında hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Sen bunun arkasındaki nedeni göremezsin. Utku'da göremedi, daha doğrusu ben göstermedim. Bu yüzden ona ihanet ettiğimi sanıyor." 

"Etmişsin zaten. Biriyle beraberken, iş dışında başka bir erkekle ve ya kadınla görüşmek bir ihanettir Alina. Zaten senin gibiler her istediklerini elde edebiliyorlar, herkese istedikleri her şeyi yaptırabiliyorlar. Ama Utku ve onun gibi saf, temiz kalpli, iyi niyetli ve sadık olanlar hep ihanete uğruyorlar, kullanılıyorlar ve istedikleri hiçbir şeye sahip olamıyorlar. Bunu da sonradan anladım. Bu dünyada bir şey alamayanlar, öbür dünyada istedikleri her şeyi elde edecekler. Orası sonsuz ve asıl önemli olan, sonsuzlukta güzel şeyler yaşamaktır. Ama sen ve senin gibiler istediğiniz her şeyi sadece burada, geçici dünyada yaşayacaksınız. Öbür dünyada hiçbir şeye sahip olamayacaksınız Alina."

Poyraz'ın bu sözlerinin üzerine, Alina yalnızca tek bir söz söyledi.

"İyi geceler Poyraz."
"Sana da..." dedi Poyraz ve odadan çıkıp, salona geçti. 

Alina'ya söylediği o sözler karşısında, kendisi bile şaşkındı. Nasıl olmuştu da bu sözler onun dilinden dökülmüştü anlayamıyordu. Galiba yavaş yavaş iyi bir insan olmaya başlıyordu. Mirza onu bozmadan, ondan kurtulabilirse tabi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kan Vaftiz (Bölüm 5)

Kardeşi gittiğinde, kendisini odasına kapatmıştı. Odasında hiçbir değişiklik yoktu. Sadece hastaneye gittiğinden beri doğru düzgün temizlenm...