İş yerinden aldıkları adamı nezarethaneye atmışlar, orada bekletiyorlardı. Adamı mahkemede suçlayabilmeleri için yazılı itirafını almaları gerekiyordu. Öte yandan Utku'yu söz verdiği gibi serbest bırakmış, sıkı takibe aldırmıştı. Katilin ona tekrar bir şekilde ulaşmasını bekleyeceklerdi. Utku'nun evinde yapılan aramada, tahmin ettikleri gibi bir şey çıkmamıştı. Sadece Utku'nun kilitlemediğini söylediği kapının kilitli olarak bulunması biraz tuhaftı. Katilin eve anahtarla girmesi için ya anahtarın onda da olması ya da anahtarı Utku'dan bir şekilde alıp, yedeğini yaptırması gerekirdi. Ama Utku, kendisinden ve Poyraz'dan başka kimsede yedek bir anahtar olmadığını ve kimsenin anahtarını almadığını söylüyordu.
Fakat Poyraz'ın çaldırıp çaldırmadığını ya da birilerine verip vermediğini bilmiyordu. Utku kendisinden emin olduğuna göre, Poyraz'dan bir şeyler öğrenmek zorundaydılar. Ayrıca Utku'nun olay gecesi kapalı olan telefonunu, evi arayan ekipler Utku'nun yatağının altında kapalı olarak bulmuşlardı. Birisi anahtarla eve girmiş, Utku'nun telefonunu kapatarak yatağın altına saklamış ve Utku'nun masasına, yanında getirdiği telefonu koymuştu. Utku'nun fark etmemesi için ise telefonu tamamen onun telefonuna benzetmişti. Telefon aynı modeldi. Ana ekrandaki uygulamalar, duvar kağıdı ve zil sesi bire bir aynı olacak şekilde ayarlanmıştı.
Nedeni bilinmez, ama Utku evden çıktıktan sonra aynı kişi olduğu tahmin edilen kişi eve tekrar girmiş ve bir detayı atlayarak, evden çıkarken kapıyı kilitlemişti. Bunu bilerek mi yapmıştı yoksa dalgınlığına mı gelmişti bilmiyorlardı. Belki de şahıs evden hiç çıkmamıştı. Yedek anahtar konusunda Poyraz'ın adı geçince, Önder'in aklına Gözde'nin, Mirza hakkındaki şüpheleri gelmişti. Adamın herhangi bir sabıka kaydının olup olmadığını bilmiyordu. Diğerlerinin bilip bilmediğinden de haberi yoktu ama kendisi hiç araştırmamıştı. Onun üzerindeki şüpheyi kaldıran olay, yalnızca o nezarethanedeyken cinayetlerin devam etmesiydi.
Önder bilgisayarını açtı ve bir programa girdi. Mirza'nın TC. numarasını yazarak, bilgilerini kontrol etti. Karşısına çıkan yazıları okumaya başladığında şaşkına döndü. Mirza henüz on sekiz yaşındayken babasını öldürmüş ve cesedini yok etmişti. Bir kaç yıl hayatına devam ettikten sonra vicdan azabı çekmiş olacak ki, polise gidip cinayeti itiraf etmiş ve cezasını çekmek istediğini, aksi halde ülkede adam bırakmayacağını söylemişti. Bunun üzerine psikolojik teste girmiş ve akıl sağlığının yerinde olmadığına dair rapor alarak, hastaneye yatırılmıştı.
Önder'i asıl şaşkına çeviren şey ise cinayet sebebiydi. Mirza'nın babası, komşularının küçük kızlarına tecavüz edip öldürmüş ve cesedini yok etmişti. Mirza'da tüm bu olaylara tanık olmuş, yıllarca babasını öldürme planları yapmıştı. Hazır olduğunda ise babasını, tıpkı o küçük çocuğu öldürdüğü gibi öldürmüş ve cesedini yok etmişti. Önder'in başından aşağı kaynar sular döküldü. Bunu daha önce neden araştırmamış, neden buna gerek duymamıştı bilmiyordu ama bu çok önemli bir detaydı. Mirza bir tecavüzcüyü öldürmüş ve 'Beni bir yere kapatmazsanız, ülkedeki bütün tecavüzcüleri öldürürüm!' demişti. Onu bir yere kapatmışlardı ama serbest kalınca, işine kaldığı yerden devam etmişti.
Önder üzerindeki şaşkınlığı attıktan sonra sakin olmaya çalışarak, düşünmeye başladı. Mirza'nın Poyraz'a gönderdiği notlardaki yazılar, cesetlerde bulunan yazıyla aynı ele ait değildi. Üstelik Mirza göz altındayken cinayet işlenmeye devam etmişti. Eğer Mirza işine devam ediyorsa bir yardımcısı olmalıydı. Ya onunla aynı kaderi paylaşan ya da parayla bu işleri yapan biri olmalıydı. Ekrandaki yazıların fotoğrafını çekip, ofisten çıktı ve koşar adımlarla amirinin ofisine gitti. Amiri, Gözde ile beraber bilgisayara gömülmüş, dikkatle bir şey izliyordu. Önder'in geldiğini henüz fark etmemişlerdi.
"Amirim..." dedi Önder, onların yanına yaklaşarak.
Gözde, amirinin yanından uzaklaşarak Önder'e yol verdi ve masanın yanında durup, ekranı izlemeye devam etti. Önder ekrana baktığında, ekranı dörde bölen bazı kamera görüntüleri gördü.
"Bu nedir amirim?" diye sordu, merakla.
"Ofislere böcek yerleştiren kişiyi bulduk." dedi amiri.
"Öyle mi? Kimmiş o peze... Yani, kimmiş amirim."
"Bilmiyoruz, hademe kılığına girmiş bir herif. Temizlik görevlilerinin listelerini inceledik ama adamın eşgaline uygun hiçbir hizmetçimiz yok."
"Dışarıdan mı gelmiş yani?"
"Muhtemelen birinin maşası. Bulmamız çok zor. Sen ne söyleyecektin?"
Önder gözlerini bilgisayar ekranından zar zor ayırıp, telefonunun ekranını açtı ve bilgisayar ekranından çektiği yazıların fotoğraflarını gösterdi. Ama fotoğrafları heyecanla ve aceleyle çektiğinden dolayı tamamen bulanık çıkmıştı. Tek bir harfi bile okunmuyordu. Önder telefonu cebine koydu ve konuşmaya başladı.
"Amirim, çok ama çok önemli bir şey buldum. Gözde'yi pek ciddiye almamıştık ama haklı olabilir." dedi ve gözünün yanıyla Gözde'ye baktı.
Gözde merakla onun konuşmaya devam etmesini bekliyordu. O sırada amiri sordu.
"Neymiş o?"
"Poyraz'ın beraber kaçtığı arkadaşı Mirza var ya..."
"Onunla bir işimiz yok Önder. Çocuğun sağlık durumu iyiymiş işte, tedavisini olmuş çıkmış."
"Hayır amirim. Yani evet, tedavisini olmuş ama hastaneye yatma sebebi..." Önder durakladı. Konuşmaya nereden başlayacağını, durumu nasıl toparlayacağını bilmiyordu. "Amirim, aradığımız kişi Mirza olabilir."
Gözde ve amiri, şaşkınlıkla ona baktılar. Ama Gözde daha da şaşkındı çünkü başkomiseri onu daha önce ciddiye almamıştı. Şimdi ise onun şüphelendiği kişi üzerinden gidiyordu.
"Ne saçmalıyorsun Önder?" diye sordu amiri.
"Adamın geçmişini araştırdım, hastaneye neden yattığını öğrendim. Adam babasını öldürmüş, yıllar önce..."
"Babasını mı?"
"Sebebini duyunca daha da şaşıracaksınız. Babası küçük bir kıza tecavüz edip, öldürmüş. O da babasını öldürmüş."
"Bir tecavüzcüyü mü öldürmüş?" diye, şaşkınlıkla sordu Gözde. Anlaşılan Mirza'nın geçmişini araştırırken fazla detaya girmemişti.
Amiri de aynı şaşkınlıkla ona bakıyordu. Onların da bu duydukları karşısında girdikleri şoktan çıkmaları biraz zaman alacaktı. Mirza göz altındayken işlenen cinayeti Önder'de unutmuştu, Gözde ve amiri de... Ama bunun bir önemi yoktu. Yardımcısı kim olursa olsun, gerçek katili bulduklarından artık emindi. Önder, Poyraz için de endişelenmeye başlamıştı. Ona bir zarar gelmeden ikisini de bulmalıydılar. Neyse ki Poyraz'ın bir taciz ve ya tecavüz geçmişi yoktu ve Mirza bu yüzden ona bir zarar vermeyecekti. Amiri, müdürü ile görüşerek Mirza'nın en kısa zamanda yakalanması için bir çalışma yapmaları gerektiğine karar verdi. Önder'in bu merakı, büyük bir sırrı ortaya çıkarmak üzereydi. Tabi Gözde'nin sayesinde.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder