24.7.24

Kan Vaftiz (Bölüm 104)


Elindeki ses kaydıyla beraber amirinin yanına gitti. Amirine kaydı dinleterek, bunu mahkemeye sunmak istediğini söyledi. Amiri kayıtta duydukları karşısında şaşkına döndü. Önder'in Poyraz ile karşı karşıya gelmesini kesinlikle istememiş, onunla konuşmasına izin vermemişti ama Önder bunu gizli bir şekilde yine de yapmıştı. Amiri bunu öğrendiğinde çok öfkelenmiş ama önemli bir şey bulduğu için onun bu yaptığını görmezden gelmişti. Şimdi eve gidip rahat bir şekilde birkaç saat uyuyabilirdi. Mahkeme saati geldiğinde dinlenmiş ve dinç olmalıydı. Amirinin ofisinden çıkarken, Mirza ile ilgili bir gelişme olup olmadığını merak etti. Onu herkesten önce bulmak ve cezasını kendisi vermek istemişti. Planı buydu ama Önder'in bunu yapmasına fırsat vermemişlerdi. Mirza'yı ondan önce bulacaklardı. 

Belki de Önder onu sadece mahkeme salonunda görecek ve onun kılına bile dokunamadan, tamamen kaybedecekti. Bu da içine dert olarak kalmasına neden olacaktı. Amiri, Mirza'yı almaya giden ekiplerden onun yakalandığını öğrenmişti. Önder bunu duyduğuna inanamıyordu. Poyraz'ı yakalamak büyük bir iş değildi ama aylardır aradıkları katili yakalamaları büyük bir işti. Hatta şu ana kadar yaptıkları tüm işlerin içinde en büyük olan iş buydu. İlk kez bu kadar zor bir soruşturmayla ve yakalaması bu kadar zor bir katille uğraşmışlardı. Önder onun yakalandığına hala inanamıyordu, onu gözleriyle görmeden de inanmayacaktı. Kendisini rüyada gibi hissediyordu. 

Nasıl olur da yakalanabilirdi? Poyraz onun elinden kaçtıktan sonra onun da kaçması ve saklanması gerekirdi ama yapmamıştı. Neden? Önder Mirza'nın emniyete geleceğini öğrendiğinde, kafasında hızlı bir şekilde plan yaptı. Sabah Poyraz'ın duruşması olduğundan eve gidip biraz dinlenmesi gerekiyordu ama Mirza'yı öğrenince yorgunluğunu yine bir kenara bıraktı. Burada kalıp onun gelmesini beklemeye karar verdi. Ama onu buraya getirmeden önce hastaneye sağlık kontrolüne götüreceklerdi. Herhangi bir travma geçirmesi ihtimaline karşı da muayene edilmesi gerekiyordu. Belki de Mirza'nın kaçmamasının sebebi başına aldığı darbeydi. Belki de baygınlık geçirmişti ya da başka bir şey olmuştu ve kaçamamıştı. 

Öner o gelene kadar buradan hiçbir yere gitmeyecekti. Amirinin ofisinden çıkıp kendi ofisine gitti ve sabırsızca beklemeye başladı. Aradan saatler geçmiş ama Mirza hala gelmemişti. Önder meraklandı ve amirinin ofisine gitti ama amiri orada yoktu. Saat sabahın yedisi olmuştu. Önder uykusuzluktan bayılmak üzereydi. Cenk'i buldu ve beraber adliye binasına gittiler. Tamer ve amiri de adliye binasında, Poyraz'ın duruşmasının görüleceği mahkeme salonunun önünde bekliyorlardı. Önder amirinin yanına yaklaşıp, merakla sordu.

"Amirim, Mirza'dan bir haber var mı?"
"Evet emniyette, nezarethaneye atmışlar. Sorgu için bizi bekliyorlar ama önce Poyraz'ın duruşmasından çıkacak sonucu beklememiz gerek."
"Ben saatlerce bekledim, neden kimse bana haber vermedi?" diye sordu Önder, öfkesine hakim olmaya çalışarak.
"Sana haber vermemeleri için ekipleri ben tembihledim. Kusura bakma ama bir hata daha yapmana izin veremezdim." 

Önder kendi etrafında bir tur attı. Mirza şu an emniyette, nezarethanedeydi ama o burada mahkeme salonunun önündeydi. Bu tamamen saçmalıktı. Adam elinin altındayken hiç kimseye bir şey sormadan çıkıp buraya gelmişti. Oraya geri dönmeliydi ama amiri onu yalnız başına asla göndermezdi. Yine de şansını denemek istedi.

"Amirim, ben gitsem..." 
"Hayır." dedi amiri, net bir şekilde. "Burada kalacaksın, sonra beraber gideceğiz."

Önder bunu duyunca daha fazla uzatmasının anlamsız olduğuna karar vererek, susmayı tercih etti. Şimdilik beklemeliydi. Heyecandan yerinde duramıyordu. Sakin olmalı, olamasa bile öyle görünmeliydi. Dakikalar sonra Poyraz bileklerinde kelepçeyle, üniformalı memurların kolları arasında mahkeme salonuna geldi. Başı önde, yorgun ve bitkin görünüyordu. Mahkeme salonuna girerken Önder'e kaçamak bir bakış attı ve başını tekrar öne eğdi. Önder onun bu haline üzülüyordu. Her ne kadar bazı hatalar yapmış olsa da, onun Mirza'nın kuklası olduğunu ve kullanıldığını biliyordu. Poyraz'ın her hangi bir ceza almadan, mahkemede salonundan özgür olarak ayrılmasını umuyordu. Tabi ifadesinde anlatmadığı ama Önder'in kayda aldığı konuşmaları kendi ağzıyla anlatırsa, belki bir şansı olabilirdi.

Onun hemen arkasından da kardeşi Utku geldi. Onun yüz ifadesine bakarak neler hissettiğini anlamak çok zordu. Bir yandan abisinin sağ salim bulunduğuna seviniyor, bir yandan da onun yüzünden yaşadığı bu sorunlardan utanıyor gibi bir hali vardı. Salonun önü epey kalabalıktı. Önder, Mirza'nın mahkeme saatinde bu koridorun halini daha da merak ediyordu. Ülkenin en büyük ve en zor seri katilinin mahkemesine akın edecek olan basın mensuplarını ve adliyenin önünde bekleyecek olan insanları hayal ediyordu. Mirza'nın gerçek suçu ortaya çıkmazsa insanlar Mirza'nın destekçisi olarak onu savunacaklar, ortaya çıkarsa eğer onun en ağır cezayı alması için sloganlar atacaklardı. Önder mahkeme salonuna giren kalabalığın arasına karıştı ama onlarla beraber içeri girmedi. 

Sadece amirinin, onu kalabalığın arasında görmesini ve salona gireceğini düşünmesini sağladı. Herkes içeri girerken Önder olduğu yerde sayıyor, içeri giriyormuş gibi görünmeye çalışıyordu. Kalabalık içeri dolduğunda, Önder amirinin ve arkadaşlarının salondaki yerlerini aldıklarını gördü. Kalabalıktan ve onların dalgınlığından yararlanarak, salon kapısının önünden ayrıldı ve arkasına bile bakmadan merdivenlere koştu. Etraftaki insanlara çarparak aralarından sıyrıldı ve yürüyen merdivenlerden neredeyse uçarak aşağı indi. Binanın kapısından dışarı çıktı. Park halindeki araçların arasında, Cenk ile beraber geldikleri aracı buldu. Aracı kendisi kullandığından dolayı anahtar hala ondaydı. Şanslıydı çünkü toplu taşıma aracı ve ya taksi beklemekle zaman kaybetmeyecekti. Araca binip gaza bastı ve olabildiğince hızlı bir şekilde emniyete gitti. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kan Vaftiz (Bölüm 5)

Kardeşi gittiğinde, kendisini odasına kapatmıştı. Odasında hiçbir değişiklik yoktu. Sadece hastaneye gittiğinden beri doğru düzgün temizlenm...