24.7.24

Kan Vaftiz (Bölüm 112)


Tamer ile Cenk, geceyi Önder'in evinde geçirmişlerdi. Hepsi oturdukları yerde uyuya kalmışlardı. Sabahın erken saatinde, Önder'in çalan cep telefonunun sesiyle hepsi yerlerinden sıçradılar. Önder, ağır ağır orta sehpanın üzerinde duran telefona uzandı ve ekrana baktı. Arayan, bilişimde görevli olan arkadaşıydı. Telefonu heyecanla eline alıp cevapladı.

"Alo..."
"Günaydın Önder, nasılsın?"
"Günaydın, teşekkür ederim. Bir şey mi buldun?" diye sordu Önder, uyuşuk sesle.

Konuşurken boğazına dikenler batıyordu ama arkadaşının sesi gayet dinçti. 

"Bilmiyorum. Senin bana verdiğin ismi araştırdım. Kadın 2011 yılında isim değişikliği yapmış. Yani şu an farklı bir isim kullanıyor."

Önder dudağını büktü ve merakla sordu.

"Yalnızca ismini mi değiştirmiş yoksa isim ve soy isminin tamamını mı değiştirmiş?"
"Tamamını değiştirmiş. Şu an kullandığı yasal adı Alina Tunç. 2011 yılından sonra tüm resmi işlemlerinde bu isim kullanılmış."

Önder bunları duyduğunda şaşkına döndü. Alina Tunç, diyerek kendi kendine tekrarladı. Cenk ile Tamer'de bunu duymuş olacaklar ki, ikisi de anında ayılarak ona dikkat kesildiler. Önder arkadaşına teşekkür ederek telefonu kapattı. Buna anlam veremiyordu. Alina'nın en son görüştüğü kişi katil ile iş birliği yapmış ve Önder'in karısını kaçırmıştı. Şimdi de, aynı katilin bağlantılı olduğu kişilerden birinin daha sevgilisi olduğunu öğrenmişti. Ama adını neden değiştirmişti anlamıyordu. Utku nasıl bir belaya bulaşmıştı, farkında bile değildi. Belki de Utku'nun cinayetlerde sürekli şüpheli konumuna düşmesi, Alina'nın saçma sapan aşk maceraları yüzündendi. Alina, aynı anda bir çok erkekle görüşüyordu. Sevgililerinin, katille olan bağlantısından haberi yoktu. Hatta bir tanesini, Önder sayesinde öğrenmişti. Önder kafasında bir senaryo kurdu. 

Alina, ne tür pislikler olduklarını bilmeden o adamlarla ve Utku ile aynı anda görüşüyordu. Sonra adamlardan biri ya da ikisi birden, Alina'nın aynı zamanda Utku ile görüştüğünü öğrendi ve polisin yönünü şaşırtıp vakit kazanmak için Utku'yu da işin içine dahil etmeye çalıştılar. Ama ne tesadüfse, Alina aynı cinayetle bağlantılı olan iki kişi ile birden sevgili olmuştu. Bunu nasıl başarmıştı. Bu bir tesadüf müydü? Olabilirdi çünkü Alina sırf zevk için önüne gelen her erkekle beraber olduğunu kendisi itiraf etmişti. 

Bu ihtimaller, eğer gerçek katil Mirza değilse mantıklı olabilirdi. Ama Mirza gerçek katilse eğer ihtimaller değişiyordu. Mirza Poyraz'ı kullanmaya başladığında, abisi Utku'yu da yine polislerden korunmak amacıyla kullanmış olabilirdi. Ama bu durumda da Mirza'nın, adamlarını Alina'ya musallat etmesi için mantıklı bir neden ortaya çıkmıyordu. Önder'in beyni durmuştu. Bu tamamen karmaşık ve anlamsız bulmacayı asla çözemeyecekler ve bir anlam çıkaramayacaklardı. Önder sonunda Cenk ile Tamer'e bir açıklama yaptı. Onlar da bu duydukları karşısında şaşırmışlardı. 

Ama onlar da mantıklı bir fikir yürütememişlerdi. Ellerinden gelen tek şey, Mirza'nın uyanmasını ve mahkemeye çıkmasını beklemekti. Ama arkadaşlarının söylediği gibi Mirza gerçek katil değilse eğer, bunu yaparak vakit kaybetmeye devam edeceklerdi. Belki de gerçek katil ya işine devam edecek ya da ortadan yok olacaktı ve onu bir daha asla bulamayacaklardı. Cenk ve Tamer, mesai saatleri yaklaştığından emniyete gitmek için evden çıktılar. Önder'de artık bir işi olmadığından, tüm istediklerini rahat bir şekilde yapabilecekti. Utku'yu arayıp, Alina'nın iş yerinin adresini istedi. 

Utku neler olduğunu sorduğunda, Önder detaylara girmeden kısa bir açıklama yaparak telefonu kapattı. Utku'nun verdiği adrese gitti. Oraya vardığında, içeri girip girmemek konusunda tereddütte kaldı. İçerisi kadın müşteriler ve elemanlarla doluydu. Bu kadar kadının içine yalnız başına girmeye çekiniyordu. Sonra içeri girmek zorunda olmadığına karar verdi ve Alina'yı dışarı çağırdı. Alina onu görünce biraz şaşırmıştı ama hiç zorluk çıkarmadı. Üzerine gül kurusu bir kürk giyip dışarı çıktı ve kollarını bağlayarak, hesap soran bir tavırla Önder'i baştan aşağı süzdü. Onu en son gördüğünden daha bakımlı, daha süslü ve daha havalıydı.

"Buyurun başkomiserim, bir sorun mu var?" diye sordu aceleyle.
"Evet, seninle bir şey konuşmam lazım."
"Böyle ayak üstü olmaz. İçeri gelin, daha rahat konuşuruz."
"Bence burada daha rahat konuşuruz."
"Ne hakkında?"
"İsim değişikliği yapman hakkında. Bize bundan hiç bahsetmemiştin."

Alina sırıttı ve başını yukarı kaldırıp, derin bir iç çekti. Bu konudan hiç rahatsız olmamıştı.

"Neden bahsedeyim ki? Benimle ilgili o kadar önemli bir sorununuz olsaydı, bunu en başından araştırır ve öğrenirdiniz, öyle değil mi?"
"Evet haklısın. Ama bunu özel olarak araştırıp bulmadık. Bil bakalım nasıl bulduk."

Alina dudağını büktü ve umursamaz bir tavırla gözlerini devirdi.

"Cinayet soruşturmasında bize lazım olan bir ismi ararken, karşımıza sen çıktın. İşe bak!" diye ekledi Önder.

Alina'nın yüz ifadesi anında değişti. Umursamaz tavrı, yerini meraka ve tedirginliğe bırakıyordu.

"Ne demek istiyorsunuz, anlamıyorum." 
"Kaçıncı sevgilin bilmiyorum ama sevgililerinden biri daha cinayetlerle bağlantılı çıktı. Tıpkı karımı kaçıran son sevgilin gibi. Şimdi biraz açık oldu mu?"

Alina başını çevirerek, gözlerini kaçırdı. Bir süre tereddütle bekledi. Büyük ihtimalle söyleyecek bir yalan düşünüyordu. Ya da gerçeği anlatacaktı ama tereddüt ediyordu. Sonra bıkkınlıkla iç çekti ve başını öne eğip, göz ucuyla Önder'e baktı.

"Galiba neyden bahsettiğinizi anladım başkomiserim."
"Anladığına eminim zaten Alina. Açıklama yapmanı bekliyorum, anlamanı değil. Şu an bir polis olarak değil sıradan biri olarak konuşmaya çalışıyorum. Uzun bir süre mesleğimi yapamayacağım. Şu an tek derdim karım. Beni anladın mı?"
"Ben... Şey..."
"Gevelemeyi bırak Alina, anlat!"
"Başkomiserim, o adamın sizin soruşturmanızla bir ilgisi olduğunu bilmiyordum. Bana kendisi anlattı."

"Nasıl yani?"

"Ben onunla, sizin karınızı kaçıran adamdan önce sevgiliydim. Ondan ayrıldıktan sonra bir çok kişiyle beraber oldum. En son beraber olduğum adamın öldüğünü öğrendikten sonra bir süre kimseyle beraber olmadım. Sonra bahsettiğiniz kişi bir gün beni aradı. Sizin beni aldığınızı duymuş, sebebini sordu ben de anlattım. O adamla tanışıklığı olduğunu ve onun çalıştığı kişiyle kendisinin de bağlantılı olduğunu anlattı. Bana, eğer sizinle tekrar görüşürsem kendisinden asla bahsetmememi söyledi. Yoksa beni delik deşik edermiş, kafamı kesermiş ya da ağaçta sallandırırmış falan filan. Bunu öğrendiğim zaman o adamla hiçbir bağlantım yoktu. İnanın bana."

"Ama komşular öyle söylemiyor Alina, yakın zamanda defalarca evine girip çıkmışsın. Hem kendini ona eski isminle tanıtmışsın. Bunu neden yaptın? Ayrıca, ismini neden değiştirdin?"

Alina sıkıntıyla iç çekti. Bir süre etrafa bakındı, sanki ilk kez görüyormuş gibi topuklu ayakkabılarını inceledi. Onun bu oyalanma hali, Önder'in sinirini bozuyordu.

"Hadi Alina! Bir işim yok diye akşama kadar burada seninle muhabbet edemem." diyerek, üsteledi Önder.
"Anlatacağım ama bunları benden duymadınız, tamam mı?" diye sordu Alina, yalvarır gözlerle ona bakarak.
"Anlat!"

"Birkaç sene önce, bu erkek takıntım yüzünden başım derde girmişti. Adam bana kafayı takmıştı, ilk başta umursamadım. İlk kez biri bana kafayı takmıyordu. Onun da bir gün bıkıp, peşimi bırakacağını düşünmüştüm ama olmadı, bırakmadı. Sürekli takip ediyordu, defalarca evime girmeye çalıştı. Telefonum bir türlü susmuyordu. Gece gündüz arıyor, tehdit mesajları atıyor, özel mesajlarımızla şantaj yapıyordu. Başkalarıyla görüşmeyi denedim ama her seferinde ilişkilerimi bozmayı başardı. Beraber olduğum adamlara kendisini benim kocam olarak tanıtıyor, onları da tehdit ediyordu. Adamlar da doğal olarak benden kaçıyorlardı. Bu yaklaşık bir yıl kadar devam etti. Artık bıkmıştım. Ne polis, ne savcı hiçbir şey yapmıyordu. Her defasında göz altına alınıyor sonra serbest kalıyor ve tekrar peşime takılıyordu. Sonuçta yalnız bir kadındım ve korkuyordum. Ondan kurtulamayacağımı anladığımda bir karar verdim. Yaşadığım yeri tamamen terk etmem gerekiyordu. Şehir değiştirdim. Telefon numaramı değiştirdim. Sonra ismimi kullanarak, ne zaman hangi ulaşım aracına bindiğimi, nereye gittiğimi, her şeyi öğrenmiş. Bir sabah evden çıktığımda bir komşum, bir serserinin yana döne beni aradığını söyledi. Ben de en kısa zamanda nüfus müdürlüğüne giderek, adımı ve soyadımı değiştirdim. Sonra oturduğum yerden başka bir semte taşındım ve hayatıma sıfırdan başladım. Bu iş yerini açtım, kendi ayaklarımın üzerinde duruyorum, kendi paramı kazanıyorum. Aslında yaşadığım o korkunç olay birçok insana ders olurdu ama bana olmadı herhalde. Erkeklere karşı olan zaafımı bir türlü bastıramıyorum. İşte benim hayatım bu başkomiserim. Yakın zamanda onun evine gitmemin sebebi ise beni tehdit ederek, benden para istemesiydi. Eğer ona düzenli olarak para vermezsem, üçüncü şahıs olarak polise ihbarda bulunup, onunla olan bağlantımdan bahsedecek ve cinayetlerle bir ilgim olabileceğini söyleyecekti. Parayı banka yoluyla göndermemi kabul etmedi çünkü bir gün polisin radarına takılırsam, hesap hareketlerimi kontrol ederek onu bulacaklarından korkuyordu. Bu yüzden paraları elden teslim ediyordum. İşte böyle başkomiserim. Yeterince açık olabildim mi?"





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kan Vaftiz (Bölüm 5)

Kardeşi gittiğinde, kendisini odasına kapatmıştı. Odasında hiçbir değişiklik yoktu. Sadece hastaneye gittiğinden beri doğru düzgün temizlenm...