Emniyete döndüklerinde, önce amirinin ofisine gitti. Masanın karşısındaki televizyonda bir haber kanalı açıktı ve haberleri sunan kadın spiker, onlarca kişinin yaralandığı ve şehit olduğu terör saldırısının faillerinin öldürüldüğünü ancak şimdiye kadar saldırıyı hiçbir terör örgütünün üstlenmediğini söylüyordu. Olayın hala terör saldırısı olarak anılması, Önder'in canını sıkıyordu. Ama bir yandan da, şehirde bir seri katilin dolaştığını ve bu korkunç saldırıyı onun gerçekleştirdiğini halka duyuramazlardı. Bunu yaparlarsa şehirde gerçekleşecek olan eylemleri, çıkacak olayları ve halkın, polisin üzerinde yapacağı baskıyı düşünemiyordu bile. Bu çok korkunç olurdu. Hatta polisin bu suçluyu yakalayamadığının ortaya çıkması bir çok suçluyu da cesaretlendirir, ortaya kopya katiller bile çıkarabilirdi. Önder bu düşüncelerin abartılı olduğuna karar verdi ve onlardan hemen kurtuldu. Amiri hararetli bir şekilde yaptığı telefon konuşmasını sonlandırarak, telefonu sert bir şekilde kapattı ve başını sıvazlayarak, Önder'e baktı.
"Bir sorun mu var amirim?" diye sordu Önder, masanın kenarına oturarak.
"Evet. Savcılıktan aradılar. Soruşturmayı bizden almak istiyorlar, tamamen..."
Önder anında masadan kalktı ve ellerini cebinden çıkarıp, şaşkınlıkla sordu.
"Neden, ne oldu ki?"
"Bir şey olmadı Önder. Sorun da bu zaten. Bir şey olmadı, bir şey yapamıyoruz, bir adım ilerleyemiyoruz. Haklı olarak soruşturmayı bizden almak istiyorlar."
"Sen ne dedin amirim?" diye sordu Önder, merakla.
"Ne diyeceğim? Biraz daha zaman istedim. Bir şeyler yapmamız gerek Önder, hem de çok acil!"
Önder çenesini sıvazlayarak, odanın içinde volta atmaya başladı. Amiri de televizyonu kapatıp, sandalyesinde geriye yaslandı ve sıkıntıyla iç çekti. Önder şimdiye kadar yalnızca Melda'yı düşündüğünden, yalnızca onu kurtarmaya odaklandığından işini yapmayı unutmuş, hiçbir şey düşünmemişti. Ama artık düşünmesi, bir şeyler yapması gerekiyordu. Soruşturmanın kime verileceğini bilmiyordu ama yeni ekip dosyaya en baştan başlayacağından dolayı, soruşturma çok daha yavaş ilerleyecekti. Melda daha büyük tehlikeye girebilirdi. Hızlıca düşünüp bir karar verdi. Cinayetlerin işlenmeye başladığı tarihe yakın zamanlarda tecavüze uğrayan ve öldürülen tüm kadınların, tecavüzden ceza almış olan suçluların dosyalarını bulacak, ayrıca öldürülen tecavüzcülerin tüm kurbanlarını araştıracaktı. Buradan başlayarak belki biraz olsun ilerleyebilirdi. Başını kaldırıp, masanın üzerindeki saate baktı. Akşamın yedisiydi. Gece vardiyasında olanlar bir saat sonra geleceklerdi. Onlar gelene biraz çalışabilir sonra işi onlara devreder ve diğer planıyla ilgilenebilirdi. Koşar adımlarla kapıya doğru ilerlerken, amiri onu durdurdu.
"Nereye?"
"Artık bir şeyler yapmam lazım amirim. Aklımda bir şeyler var."
Amiri ona her zaman güvendiğinden, bir şey söylemedi ve gitmesine izin verdi. Önder arşive girip, 2018 yılına ait cinayet dosyalarını buldu. Dosyaları alıp kapıya yöneldiği sırada duraksadı. Tekrar metal raflara döndü ve son beş yıla ait tüm cinayet dosyalarını almaya karar verdi. Bunların hepsini taşıyamayacağına karar vererek, yanına iki tane memur çağırdı ve onlardan yardım istedi. Memurlar dosyaları kucaklayıp dikkatli bir şekilde taşımaya çalışarak, Önder'in peşinden onun ofisine gittiler. Dosyaların bir kısmını kendi masasına, bir kısmını da Tamer'in masasına koydu ve 2018 yılına ait dosyalarla çalışmaya başladı. Dosyalarda, yalnızca kadın kurbanların olaylarını inceledi. Çoğu ya eşi ya eski eşi ya da sevgilisi tarafından öldürülmüş gencecik kadınlardı. Hepsi ayrılmak istedikleri için ya bıçaklanarak ya da ateşli silahla vurularak öldürülmüştü. Bu yıl içerisinde, tecavüz vakasıyla öldürülen hiç kadın yoktu. Bu dosyayı bırakıp, 2017 yılına ait dosyayı açtı ve onu da incelemeye başladı ancak bunda da aradığı şeyi bulamamıştı. Gece vardiyasındaki tüm arkadaşları gelmiş, ona yardım etmeye başlamışlardı. Dosyaların tamamını incelediklerinde, saat gecenin on ikisi olmuştu. Önder bunlardan bir şey çıkmayacağını anlayınca bilgisayarına yöneldi.
Öldürülen tecavüzcülerin kurbanlarıyla ilgili araştırma yapmaya devam etmekten başka çaresi yoktu. Ne olursa olsun bu işin onların içinden çıkacağına emindi. Kurbanların aile bireylerinin sabıka kayıtlarını inceledi ama bir şey bulamadı. Bu mağdurlar tecavüze uğramışlardı ama hepsi hala hayattaydı. Katilin tecavüze uğrayan yakınının da öldürülüp öldürülmediğini bilmiyordu. Dolayısıyla bunlara sebep olan kişi hala hayatta olanlardan biri olabilirdi. Ama baktıkları kişilerin hepsi sıradan hayat yaşayan, sıradan ailelerdi. Bu ailelerin içinden, böyle profesyonel bir katil çıkacağını düşünmüyordu. Diğer dosyalara dönerek, tecavüzden ceza almış ve ya hakkında suç duyurusunda bulunulmuş şahısları araştırdı. Onların da bazıları ya hala ceza evindeydi ya ölmüştü ya da suçu ispatlanamadığından, serbest kalmıştı. Önder, serbest kalanların bilgilerini not defterine yazdı ve onların üzerinden ilerlemeye karar verdi. Nihayet üzerinde çalışabileceği bir şey bulabilmişti. Aklına Utku geldi. Onu hala takip ediyorlardı. Görevli memurlardan birini arayarak, durumu öğrenmek istedi. Daha önceki gibi bir sorun çıkmasından korkuyordu. Öte yandan Poyraz hala bulunamamıştı. Onun nerede, ne halt ettiğini de merak etmiyor değildi. Konuştuğu nöbetçi komiser, Utku'nun dışarı çıkmadığını ve ışıklarının kapalı olduğunu söylemişti. Önder telefonda konuşurken, Gözde önemli olduğunu düşündüğü bir şey bulmuştu.
"Başkomiserim, şuna bak!"
"Ne?" diye sordu Önder ve masasından kalkıp, Gözde'nin yanına yaklaştı. Telefon hala elindeydi ve açıktı.
Gözde'nin elindeki dosyanın açık olan sayfasında, bir haber küpürü vardı. Önder dosyayı onun elinden alıp haberi inceledi. Haberin başında, geç bir kızın fotoğrafı vardı. Fotoğrafın hemen altında büyük harflerle, 'KAYIP' yazıyordu. Önder haberin içeriğini okumaya başladı.
'Bir devlet hastanesinde, stajyer hemşire olarak görev yapan Nilay TUNÇ, mola saatinde sigara içmek için hastanenin yangın merdivenlerine çıktı. Görev yerine geri dönmeyen hemşirenin yokluğunu, mesai arkadaşları fark etti. Genç stajyeri arayan hastane görevlileri onu bulamayınca, güvenlik kameraları izlendi. Genç kızın yangın merdivenlerine girişi tespit edilirken, kameranın yönünün değiştirilmesinden dolayı çıkışı tespit edilemedi. Hastanenin başka hiçbir güvenlik kamerasına yakalanmayan genç kız, adeta buhar olup kayboldu. Genç kızı arama çalışmaları hala devam ediyor.'
Önder, haberi okuduktan sonra dudağını büktü.
"Bu bir kayıp vakası, aradığımız şeyle bir ilgisi yok."
"Dosyayı incele başkomiserim. Olay on altı yıl önce olmuş. Kızın ne ölüsü ne dirisi bulunabilmiş. Akıbetini kimse bilmiyor. Dosya henüz zaman aşımına uğramamış, hala açık. Belki işimize yaraya bilir."
"Dosya kimde acaba?" diyerek, kendi kendine geveledi Önder.
"Ben bulabilirim başkomiserim."

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder