Biraz sonra sokağa bir araç daha girdi. Gelen Tamer'di. Aracını, inceleme ekibinin aracının arkasında çalışır vaziyette bırakıp, aşağı indi. Önder ona işaret vererek yerini gösterdi. Tamer koşar adımlarla onun yanına yaklaştı ve aracın ön yolcu koltuğuna oturdu.
"Neler oluyor?" diye sordu Önder, merakla.
"Ekipler incelemeye başladılar mı?"
"Bilmiyorum yukarıdalar. Bana ne olduğunu anlatacak mısın?"
"Bak, artık sen de tehlikedesin. Yani, olabilirsin. Bir süre evden uzaklaşman gerek."
Önder anlamamış gözlerle ona baktı ve kekeleyerek sordu.
"Bunu da nereden çıkardın?"
"Attığın resmi görür görmez anladım." Tamer cep telefonunu çıkarıp fotoğrafı açtı ve Önder'e gösterdi. "Bu bir çeşit yazı sitili. Bunun anlamı ölüm demek, işkence ve ölüm... Aslında bilimsel olarak bir karşılığı yok ya da dünyaca bilinen bir stil değil. Eski çalıştığım ekip ile bir cinayet soruşturuyorduk. Yakaladığımız seri katilin evinin duvarları, boydan boya bu sitildeki yazılarla doluydu. Herif bunu bir çok seri katilin kullandığından ve bu sitilin, ölümü ve işkenceyi temsil ettiğinden falan bahsetmişti. Yazının ne anlama geldiğinin bir önemi yokmuş. Anlamsız kelimeler ve ya boş harfler de yazılabilirmiş. Görüyor musun, bir katilden neler öğrenmişim?"
Tamer başını yana çevirerek sırıttı. Önder'in ise korkusu daha da artmıştı. Tamer'in anlattıklarını idrak etmeye çalışıyordu.
"Tam olarak ne demek istiyorsun?" diye sormakla yetindi.
"Hala anlamadın mı? Katil buraya, senin evine kadar gelmiş! Seni ölümle tehdit ediyor. Ayrıca en ünlü seri katillerin kullandığı yazı sitilini bile biliyor ve seni bununla tehdit ediyor. Daha ne kadar açıklayıcı olmasını bekliyorsun?"
Önder bir süre camdan dışarı baktı. Karısı bu adamın elinde işkence görüyorken, yaşayıp yaşamayacağını bilmeden her yeni güne korkuyla uyanıyorken Önder'in bu tehditten korkması hem erkeklik, hem de insanlık gururunu zedeleyebilirdi. Önder bunu kendisine asla yediremezdi. Ne olması gerekiyorsa o olacaktı. Gerekirse Melda'nın çektiği işkenceleri o da çekecekti ama onun her gün maruz kaldığı eziyetten kaçmayacaktı. Bunu yapamazdı.
"Tamam, şimdi ne olacak?" diye sordu Önder, derin bir iç çekerek.
"Hazır evde adamlar varken git kendine bir çanta hazırla. Birkaç gün emniyette kalırsın, benim evimde kalamazsın çünkü orada da güvende olmazsın. En iyisi emniyette kalman."
"Onu sormadım Tamer. Ne olacak, yani ne yapacağız?"
Tamer boş gözlerle ona baktı, ağzı bir karış açık kalmıştı. Önder'in neyden bahsettiğini anlamış olacak ki, başını yana eğerek söylendi.
"Saçmalama istersen. Canın tehlikede diyorum sana!"
"Melda'nın da öyle..."
Tamer bir şey söylemek için dudaklarını araladığı sırada, binadan beyaz tulumlular çıktı ve geldikleri araca doğru yöneldiler. İçlerinden biri Önder'in aracına doğru yaklaştı.
"İncelememizi yaptık başkomiserim. Boyadan ve yerlerden örnekler aldık, bir de parmak izi... Gider gitmez, incelenmesi için labaratuvara vereceğiz."
Önder hafifçe başını salladı. Adam oradan uzaklaştığında, Tamer yeniden Önder'e döndü.
"Madem öyle diyorsun, savcılıktan koruma kararı isteyelim. En azından sonuç çıkana kadar."
"Gerek yok, ben hallederim. Sen gidebilirsin."
"Emin misin?"
"Evet, eminim. Eve çıkıp üzerimi değiştireceğim ve rahat bir uyku çekeceğim. Sabah görüşürüz."
"Tamam, iyi geceler."
Tamer isteksiz bir şekilde araçtan indi ve kendi aracına binerek, oradan uzaklaştı. Önder bir süre Tamer'in arkasından baktı. Araç sokaktan çıkıp gözden kaybolduğunda, bir süre aracın içinde oturup bekledi. Tamer'in anlattıkları, onun iyice gerilmesine neden olmuştu. Korkudan tüyleri ürpermişti çünkü ortada son derece acımasız bir katil vardı. Söylediği ve istediği her şeyi yapıyor, kimseye de hesap vermiyordu. Önder bu geceyi aracında geçirmenin daha iyi ve güvenli olacağına karar vermişti. Ama bu yaptığı ortaya çıkarsa gülünç duruma düşerdi. Tamer'e söylediklerinden sonra bunu yapamazdı. Araçtan inip, ağır ağır binaya doğru yöneldi ve içeri girdi. Dairesine çıktığında, tekrar kapısındaki yazıyla karşılaştı. Yazıyı okumaya çalıştı ama hiçbir şey anlaşılmıyordu. Tamer'in dediği gibi anlamsız bir kelime de yazılmış olabilirdi, boş harfler de...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder