24.7.24

Kan Vaftiz (Bölüm 83)


Gaz lambalarının yağı bitmiş olacak ki sönmüşlerdi. Etraf zifiri karanlığa gömülmüş ve iyice soğumuştu. Poyraz yerde bir köşeye kıvrılmış, gecenin bitmesi için uyumaya çalışmıştı. Çok yorgun ve uykusuzdu, rahat bir yerde olsa çoktan uykuya dalardı ama şu an bulunduğu yer hem soğuk, hem de ürkütücüydü. Bu yüzden bir türlü uyuyamıyordu. Üstelik Mirza'nın her an gelip, o uyurken ona bir şey yapabileceği ihtimali de vardı. Bu onu daha da kokutuyordu. Yattığı yerde, uzun süre boş düşüncelerle boğuşmanın ardından nihayet uykuya dalmıştı. 

Ama bu uyku hem rahatsız, hem de kısa sürmüştü. Yattığı yer sert ve soğuk olduğundan iyi uyuyamamış, başına bir şey geleceğinin korkusuyla ise uykuya tam dalamamıştı. Öğle şekerlemesi gibi bir şey olmuştu. Uyandığında, yattığı yerden doğruldu ve etrafına bakındı. Birkaç saat önce zifiri karanlık olan oda, şimdi loş bir şekilde aydınlanıyordu. Poyraz etrafına göz attığında, bir yerden odanın içine küçük bir ışık demetinin girdiğini gördü. Oturduğu yerden kalkarak ışık demetine doğru ilerledi. Odanın sokağa bakan duvarında bir su borusu genişliğinde, daire biçiminde bir delik vardı. 

Deliğe yaklaşıp arka tarafta ne olduğunu görmeye çalıştı. Karşıda harabe bir ev görünüyordu. Bu deliğin ne için açıldığını bilmiyordu ama umurunda değildi. Dışarıyla olan bir bağlantı bulabilmişti. Şimdi buradan birilerinin geçmesini beklemek zorundaydı. Ama etrafta bulunan evlerin neredeyse tamamı boştu. Buraya gelen insanlar muhtemelen ya sarhoşlar ya da müptezeller olurdu. Onların da Poyraz'a bir yararı olmazdı. Duvarın dibinde tekrar yere oturdu ve sırtını duvara yasladı. Bu odada kendisinden başka birilerinin olup olmadığını merak ediyordu. Bunu anlamanın tek bir yolu vardı, o da ilk adımı atmaktı. Kanayan ağaç ile konuşabilmiş, onunla iletişim kurabilmişti. Eğer burada birileri varsa onlarla da konuşabilir ya da en azından seslerini duyabilirdi. 

"Merhaba... Kimse var mı?" diye seslendi umutsuzca.

Ses yoktu. Tekrar denedi.

"Merhaba. Beni duyuyor musunuz?"

Bu kez bir tıkırtı duydu. Anında sese dikkat kesildi. Burada birisi vardı ve ona karşılık veriyordu. Oturduğu yerden ayağa kalktı ve boş duvarlara bakarak, odanın içinde dolanmaya başladı.

"Ben seni duyuyorum, konuşmak ister misin?" diye sordu heyecanla. 

Burada yalnız kalmayacaktı. Konuşup muhabbet edecek birini bulmuştu. Ses, ona tekrar karşılık verdi.

"Karnın aç mı?"

Poyraz kaşlarını çattı. Bir hayaletin, insani bir ihtiyaçtan nasıl haberi olabilirdi ki? Karnı açtı ama hayalet onu nasıl doyuracaktı? 

"Evet, aslında çok açım. Dünden beri yemek yemedim." diye cevapladı Poyraz.

Biraz sonra konuşma sesi kesildi ve gıcırtı duyuldu. Merdivenlerin olduğu taraftan geliyordu. Poyraz o tarafa yaklaştığında, merdivenlere yansıyan gün ışığını gördü. Kapı yarı aralıktı. Ardına kadar açıldığında Mirza'yı gördü. Elinde bir poşet tutuyordu. Poşeti merdivenlerin başına bırakarak, aynı anda söylendi. 

"Burada kahvaltı hazırlayacak bir şey olmadığı için poğaça ile idare edeceksin Poyraz. İçinde meyve suyu da var. Kayısılı... Seversin herhalde."

Poyraz hayal kırıklığına uğramıştı. Derin bir iç çekti ve merdivenlerin yanına, yere oturdu. Duyduğu seslerin hayaletlere ait olduğunu ve kendisine yeni arkadaşlar bulduğunu sanmıştı ama yanılmıştı.

"İstemiyorum Mirza." dedi donuk sesle.
"Hadi ama Poyraz, bana küs müsün yoksa?"

Poyraz öfkeyle ona döndü. Aslında öfkelenmesi gereken kişi Mirza değil, bizzat kendisiydi. Mirza onu buraya zorla sokmamıştı. Poyraz merakına yenik düşmüş, kendi isteğiyle buraya gelmişti. Şimdi de sonuçlarına katlanmak zorundaydı.

"Hayır Mirza, ama karnım aç değil." 

Bunu söylerken açlıktan karnı gurulduyordu ama yine de, Mirza'ya bir tepki göstermeliydi. Bunu da verdiği yemeği reddederek yapacaktı. Reddediyordu ama kendisini aç bırakarak Mirza'ya değil, kendisine zarar verdiğini anladı. Bunu anladığında da içinden, Mirza'nın poşeti merdivene bırakıp gitmesini diledi. Dilediği gibi de oldu. Mirza poşeti yavaş bir şekilde yere bıraktı ama gitmedi, hala kapının önünde bekliyordu. Kollarını ensesinde birleştirip gerindi, vücudundaki bazı kemikleri kütlemiş olacak ki, Poyraz bir kaç çıtırtı duydu. Bu sesler tüylerini ürpertti, kemiklerinin kırılması gibi bir sesti. Mirza vücudunu iyice esnettikten sonra eski haline geri döndü ve ağır adımlarla merdivenleri indi. Poyraz basamaklardan çıkan gıcırtıları duyar duymaz, kafasında kısa bir senaryo kurdu.

 'Basamaklardan biri kırılıyor ve Mirza'nın bacağı, kırılan yerin içine giriyor. Merdivenler, Mirza'nın ağırlığını taşıyamıyor ve tamamen çöküyor. Sonra Mirza birkaç metre yükseklikten yere düşüyor ve acı içinde kıvranıyor. Hatta belki kafasını bir yere vurup, baygınlık geçiriyor. Ama zemin toprak olduğundan, canının yanması ve ya baygınlık geçirmesi çok zordu. Belki bir kaç kemiği kırılabilir ya da felç kalabilirdi. Sonra da Poyraz...'

Basmaklar kırıldığında, Poyraz buradan bir daha çıkamazdı ve Mirza ile beraber burada ölürdü. Poyraz bunu düşündüğünde, senaryosunu burada durdurmaya karar verdi. En iyisi, olacaklara kendisini teslim etmekti. Çünkü burada kalması gerekiyorsa eğer, ne kadar çabalasa da buradan asla çıkamayacaktı. Mirza gelip, Poyraz'ın tam yanına oturdu. Sırtını duvara dayadı ve dizlerini göğsüne çekip, kollarını bacaklarına  doladı. Dışarıdan bakılınca, son derece masum ve çaresiz gibi görünebilirdi ama asıl masum ve çaresiz olan Poyraz'dı.

"Bana bunları neden yaptığımı sormayacak mısın Poyraz?" diye sordu Mirza, donuk sesle.
"Sormadım mı Mirza?" 
"Hayır Poyraz, sorman gerekirdi ama sormadın."
"Sorsam ne olacak Mirza? Söylemezsin ki..."
"Denedin mi Poyraz? Sana hayatımın sırrını verdim, belki bunu da söyleyebilirim."

"Evet ama o sırrı bana zorla verdin ve verdikten sonra beni rahat bırakmadın Mirza. Bunu da söylersen, her şey daha kötü olacak." 
"Daha ne kadar kötü bir durumda olabilirsin Poyraz? Bunu sana söylesem de söylemesem de durumun değişmeyecek, zaten burada kalacaksın. Ben senin yerinde olsam merak eder ve sorardım."

Poyraz bir süre düşündü ve Mirza'nın haklı olduğuna karar verdi. Şu an bulunduğu durumdan daha kötü bir durumda olamazdı. Ve evet, Mirza bunu söylese de söylemese de burada kalacaktı, başka çaresi yoktu. Başına gelenlere rağmen hala merak ediyordu. Her şeyi merak ediyordu. Başına ne geldiyse her şey merakından gelmişti, buna bir türlü engel olamıyordu. 

"Tamam Mirza, merak ediyorum. Anlat hadi." dedi Poyraz sonunda.

Mirza bunu duyunca, önemli bir konuşmaya başlayacakmış gibi duruşunu düzeltti. Bacaklarını öne doğru uzatıp, ayak ayak üstüne attı ve başını dikleştirdi. 

"Bundan yıllar önce..." diye konuşmaya başladığında, Poyraz sözünü kesti.
"Bütün hikayeler böyle başlıyor Mirza, biraz değişik başla ki merakla dinleyeyim."
"Ben konuşmamı tamamlayana kadar bir daha sözümü kesme Poyraz." dedi Mirza, net bir şekilde.

Poyraz anında ciddiyete büründü ve dudaklarını kilitledi. Mirza devam etti.

"Bundan yıllar önce genç bir adam, bir kıza aşık oldu. Ama genç adam ve kız birbirlerinden çok farklıydılar. Kız okumuş, kültürlü, bilgili ve kendisini işine adamış biriydi. Yalnızca kendisini geliştirmeye odaklanmış, başarılı bir kızdı. Genç adam ise hayata dair tüm ümidini yitirmiş, elinde olan her şeyi kaybetmiş ve yalnızca ölümün gelip onu almasını bekleyen bir gençti. Fakat genç adam o kıza aşık olunca, hala yaşanabilecek bazı şeylerin olduğuna, zamanı geldiğinde nasıl olsa öleceğinden dolayı acele etmemesi ve bazı duyguları tatması gerektiğine karar verdi. Onu tekrar hayata bağlayan şey, o kız oldu. Kız çok güzeldi. Uzun sarı saçları, yeşil gözleri ve küçük bir burnu vardı. Fiziği de tıpkı mankenlerinki gibi biçimli ve düzgündü ama genç adam kızın ne kadar seksi olduğuyla pek de ilgilenmiyordu. Aslında genç adam da oldukça yakışıklıydı ama çok bakımsızdı. Nedeni bilinmez ama kıza ilk görüşte aşık oldu. Bunun imkansız bir aşk olduğunu bilmesine rağmen yine de o kızı istiyordu. Onu neden sevdiğini ve neden istediğini bilmiyordu. Onda değişik bir şey vardı, farklı bir enerji. Ruh eşi gibi... Hani bazı insanları gördüğünde, sanki onu yıllardır tanıyormuşsun gibi hissedersin ve yabancılık çekmezsin ya, bu da öyle bir şeydi. Çünkü ruhlar bu dünyaya gelmeden önce diğer alemde tanışırlar, bu dünyaya geldiklerinde de birbirlerini bir şekilde bulurlarmış. O da aynı böyle hissediyordu. Sanki Tanrı onları birbirleri için yaratmış, ruhları diğer alemde tanışmış ve bu dünyaya geldiklerinde de, birbirlerini bulmuşlardı. O kızın, kendisinde eksik olan bir yanını tamamladığını ve ona sahip olduğunda her şeyin yoluna gireceğini hissediyordu. Bunları hissetmeye başladıktan sonra aslında iki insanın birlikte olmalarını mesleklerinin, dış görünüşlerinin ve ya statülerinin değil, enerjinin sağladığını anlamaya başladı. Zengin bir kadının özel şoförüne, bir iş insanının yanındaki çalışanına ve ya çok güzel bir kadının çirkin birine aşık olmasının nedeni bu Poyraz. Bu kadar zıt insanları yan yana getiren ve birlikte olmalarını sağlayan şey ne para, ne statü, ne de dış görüntü. Yalnızca enerjileri... Kendilerini nasıl gördükleri ve nasıl hissettikleriyle alakalı bir şey. Tanrı işte... Sen dersin ki bu adam bu kadına nasıl bakıyor? Oysa ki o kadın, o adamın gözünde yer yüzünde kalan son kadındır ve o kadını diğer erkeklere kaptırmamak için her şeyi yapmayı göze alır. Beni anlıyor musun Poyraz?"

Poyraz bu sıkıcı ve anlamsız konuşma boyunca gözlerini tek noktaya sabitlemiş, öylece duruyordu. Mirza onun dalgınlığını bozmak için koluna vurduğunda, Poyraz yerinden sıçradı. Mirza'nın, onu dinlemediğini anlamaması için başını evet anlamında salladı. 

"Evet Mirza, kesinlikle haklısın!" dedi net bir şekilde . 

Ama Mirza'ya tam olarak ne için hak verdiğini bilmiyordu çünkü konuşmayı bir yerden sonra dinlemeyi bırakmıştı. Doğru bir şey için hak verdiğini umuyordu. Uykusu gelmeye başlamıştı. Bu tür konuşmalar, ona son derece sıkıcı geliyordu. Onun hoşlandığı muhabbet yalnızca sanat ve korku filmleriydi. Poyraz can kulağıyla dinliyormuş gibi Mirza'ya bakarken, Mirza konuşmaya devam etti. Poyraz bu konuşmanın nereye varacağını ve sonucunun ne olacağını artık merak etmiyordu. 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kan Vaftiz (Bölüm 5)

Kardeşi gittiğinde, kendisini odasına kapatmıştı. Odasında hiçbir değişiklik yoktu. Sadece hastaneye gittiğinden beri doğru düzgün temizlenm...