Mirza ile konuşmasının ardından saatler geçmişti. Getirdiği poğaçaları yemişti ama iki küçük poğaça ve meyve suyu ona yetmemişti. Karnı hala açtı. Mirza ona anlattıkları konusunda son derece ciddiydi. Bahsettiği şeyi anlamadan onu buradan çıkarmayacaktı. Çıkarsa bile Poyraz özgürlüğüne yine kavuşamayacaktı. Buradan bir şekilde kaçması ve Mirza'ya izini kaybettirmesi gerekiyordu. Buradan kaçtıktan sonra evine dönemezdi. Mirza evini biliyordu. Kaçsa bile izini kaybettirmek için başka bir yol bulmalıydı. Ama şimdi yapması gereken ilk şey buradan kaçmaktı.
Bunu düşünürken bir yandan da Mirza'nın bahsettiği şeyi düşünüyordu. Mirza'nın ona anlatmaya çalıştığı şey neydi? Poyraz bu odaya geldiğinden beri tavandaki böceklerden ve zeminde dolaşıp, etrafta fink atan farelerden başka bir canlı görememişti. Burada onlardan ve kendisinden başka kimse yoktu. Can sıkıntısından patlamak üzereydi. Oturduğu yerden kalkıp, küçük delikten içeri dolan loş ışıkta, odanın içinde volta attı. Her yeri dikkatle inceliyor ama yine de bir şey göremiyordu.
Bir an durdu, bir yerden bazı sesler geliyordu. Odanın içi bir an karardı, sonra tekrar aydınlandı. Sonra bir daha karardı ve tekrar aydınlandı. Poyraz içeriye ışık sızdıran deliğe baktığında, deliğin önünde bazı karartılar gördü. Bunlar, evin önünden geçen insanların gölgeleriydi. Sokakta insanlar vardı ve etrafta dolaşıyorlardı. Poyraz bunu görünce, dikkatli bir şekilde koşarak deliğe yaklaştı ve oradan dışarıyı görmeye çalıştı. Sokakta oyun oynayan küçük çocuklar vardı. Yetişkin olsalardı Poyraz'ın işine daha çok yararlardı. Ya da Tetikçinin Gecesi filminde taksi şoförünün başına geldiği gibi, ona yardım etme bahanesiyle içeri girerler ve elinde kalan son şeyler olan, üzerindeki kıyafetlerini çalıp giderlerdi.
Çocuklardan yardım istemek her zaman daha iyiydi. Onlar daha masum ve daha temiz kalpli olduklarından, akıllarından kötülük geçmezdi. Poyraz, Mirza'nın evde olup olmadığını bilmiyordu. Uzun bir süre dışarı çıkmayacağını söylemişti. Eğer evdeyse Poyraz'ın sesini duyabilirdi. Ama Poyraz'ın onlara sesini duyurmak için de bağırması gerekiyordu. Bunun yerine başka bir şey denedi. Her ne kadar şişko olsa da, bu delik kalın bir borunun geçebileceği genişlikteydi. Poyraz, tombul elini delikten dışarı çıkardı ve salladı.
Bunu çocukların görmesini umuyordu. Şimdilik kimse görmemişti. Çocuklar hala top peşinde koşturuyor, bağırıp duruyorlardı. Poyraz elini içeri soktu ve delikten dışarı baktı. Hiç kimse deliğin bulunduğu yöne bakmıyordu. Poyraz etrafına bakınarak, onların dikkatini çekecek bir şey aradı. Yerden büyük, kurumuş bir toprak parçası aldı. Taş gibi olduğundan, çocukların bulunduğu yere atabileceğini umuyordu. Elini tekrar delikten dışarı çıkardı ve toprak parçasını var gücüyle fırlattı. Sonra elini tekrar içeri soktu ve delikten dışarı baktı. Diğer çocuklardan daha küçük bir çocuk, deliğin bulunduğu yöne bakıyordu.
Çocuk en fazla beş ve ya altı yaşlarında olmalıydı. Poyraz elini tekrar dışarı çıkararak küçük çocuğa el salladı. Küçük çocuk koşar adımlarla deliğin yanına yaklaştı. Poyraz elini çekerek delikten baktığında, küçük çocukla göz göze geldi. Çocuk var gücüyle çığlık attı ve bir hayalet gördüğünü söyleyerek, ağlamaya başladı. Diğer çocuklar da oyun oynamayı bırakarak, küçük çocuğun neyden bahsettiğini anlamak için deliğe yaklaştılar. Poyraz, içlerinde en büyük olduğu anlaşılan çocuğa bakarak, sessizce derdini anlattı.
"Hey, burada bir adam var ve beni zorla burada tutuyor. Bana yardım eder misiniz?"
Çocuk deliğe iyice yaklaşarak, Poyraz ile göz göze bakıştı. Neler olduğunu anlamaya çalışıyordu. Biraz önce ağlayan küçük çocuk ortada görünmüyordu, muhtemelen kaçıp gitmişti.
"Sen neyden bahsediyorsun, bu evde yaşayan kimse yok." dedi çocuk, kaşlarını çatarak.
Muhtemelen Poyraz'ın onlarla dalga geçtiğini düşünüyor, bu yüzden onu ciddiye almıyordu.
"Ben varım işte. Bir de yukarıdaki adam. Size bunu sonra anlatırım ama önce beni buradan kurtarmanız gerek."
"Biri seni buraya hapsettiyse bir bildiği vardır. Belki de sen kötü bir insansın."
Poyraz derin bir iç çekti ve çocuğu nasıl ikna edeceğini düşündü. Sonunda buldu.
"Tamam küçük bey... Madem bana inanmıyorsun o halde polisi arayın. Beni onlar gelip alsınlar. Nasıl fikir ama?"
Çocuk bir süre durakladı. Düşünerek karar vermeye çalışıyordu. Sonunda ikna oldu ve kararını verdi.
"Tamam, öyle yapacağım." dedi ve birkaç arkadaşıyla beraber, oradan uzaklaştı.
Gitmeden önce de, iki tane arkadaşını evin önüne nöbetçi olarak dikti. Poyraz bir yandan heyecanlı, bir yandan da tedirgindi. Eğer çocuklar, Mirza onları fark etmeden polisi ararlar ve buraya getirirlerse kurtulacaktı. Ama Mirza onlardan önce davranıp, Poyraz'ı buradan kaçırırsa her şey daha kötü olacaktı. Artık polisten kaçmasını gerektirecek bir durumu yoktu. Onu yalnızca polisler kurtarabilirdi. Cezası neyse çekmeye de hazırdı. Tek istediği Mirza'dan kurtulmaktı. Poyraz uzun bir süre bekledi. Bu bekleyiş, ona saatler gibi geliyordu. Biraz sonra bir ses duydu. Çocuklardan biri, bir adamla konuşuyordu.
Poyraz kulağını deliğe yaklaştırarak, çocuğun kiminle konuştuğunu anlamaya çalıştı. 'Kahretsin, aptal çocuk!' diye geçirdi içinden Poyraz. Çocuk evin kapısını çalmış ve kapıyı açan Mirza ile konuşuyor, bodrumdaki adamı burada esir tuttuğu için bir arkadaşının polisi aramaya gittiğini söylüyordu. Poyraz'ın midesi yanmaya başladı. Bu salak çocuk bunu neden yapmıştı şimdi. Mirza çocuklara hiçbir zaman güvenilmemesi gerektiğini anlamıştı. Biraz sonra dışarıdan, kapanan bir kapı sesi duyuldu. Sonra bodrum kata doğru gelen ayak sesleri, hemen ardından da demir kapının açılma sesi... Mirza öfkeli bir şekilde merdivenleri indi ve Poyraz'ın kolundan tutup, onu zorla merdivenlerden yukarı çıkardı.
"Büyük hata yaptın Poyraz. Bunu yapmayacaktın!" dedi nefes nefese.
"Yapma Mirza, lütfen..." diye yalvardı Poyraz, ama boşuna.
Mirza kararını çoktan vermişti, Poyraz'ı buradan götürecekti. Belki daha güvenli bir yere, belki de daha korkunç bir yere. Bunu henüz bilmiyordu ama buradan gideceklerini ve polislerin onu bulamayacaklarını biliyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder