24.7.24

Kan Vaftiz (Bölüm 89)


Önder mahkemenin verdiği kararla rahat bir nefes aldı. Olayın bu kadar hızlı sonuçlanacağını hiç düşünmemişti. Yıllarca süren davaları düşündüğünde, kendisini şanslı hissediyordu. Mahkeme salonundan bileklerinde kelepçe olmadan, özgür bir adam olarak çıkmıştı. Ama üzerinde iğrenç bir damga vardı. Bundan kurtulana kadar nelerle karşı karşıya kalacağını henüz bilmiyordu. Bunu yaşayarak görecekti. Yanında Tamer ve Cenk vardı. Tabi bir de amiri... Gözde önemli işlerle uğraştığından dolayı duruşmaya katılamamıştı. Belki de Önder'e atılan iftiradan dolayı artık ondan iğreniyor ve yüzünü görmek istemiyordu. Eğer öyleyse gayet haklıydı. 

Önder hakkında yalan ifade veren Suriye'li kız, mahkeme salonundan iki tane sivil polis eşliğinde çıkmıştı. Muhtemelen sınır dışı edilmek üzere, işlemlerinin yapılacağı şubeye götürülecekti. Önder'e kaçamak bir bakış attı ve başını dikleştirerek, hiçbir şey olmamış gibi oradan uzaklaştı. Sonuçta yüklü miktarda para almıştı. Önder karakoldaki komiser arkadaşına tam 10.000 TL borçlanmıştı. Sakin kafayla düşündüğünde, bir katili yakalamak için gösterdiği gayretin ve çabanın ne kadar saçma olduğunu anladı. Katil bir yana, her şey Melda içindi. 

Tamer ve Cenk, Önder'in koluna girerek onu adliyeden çıkmak için kapıya doğru ilerlediler. Önder'in istediği gibi, adliyenin önü basın mensuplarıyla doluydu. Tamer ve Cenk onların neden burada olduklarını bilmediklerinden dolayı, gayet rahat ve mutlu bir şekilde çıkışa doğru ilerlediler. Önder gazetecilerle konuşmak ve durumu anlatmak istediğinden, arkadaşlarına bir şey söylemedi. Aksi halde Önder'in daha fazla rezil olmaması için arka kapıdan çıkarırlardı. Kapıdan dışarı adımlarını attıkları an, muhabirler ve kameramanlar Önder'in etrafını sardılar ve onu soru yağmuruna tuttular. 

Tamer ve Cenk, karşılaştıkları manzara karşısında şaşkına döndüler. İlk başta neler olduğunu anlayamadılar. Kısa bir süre içinde Tamer niyetlerini anlamış olacak ki, Önder'in yüzünü kapatmaya ve onu sürükleyerek oradan uzaklaştırmaya çalıştı. Ama Önder yüzünü açarak, kendisini net bir şekilde kameralara gösterdi ve muhabirlere kısa bir açıklama yaptı. Bunu yaparken de, bu suçu gerçekten işleyen ve delil yetersizliğinden dolayı serbest kalan gerçek suçlular gibi davranmaya çalıştı. 

"Sonuç tam da düşündüğüm gibi çıktı arkadaşlar. Nasıl ki bir cinayet şüphesinde ceset yoksa cinayette yoktur diyoruz, bir kanıt yoksa tecavüz de yoktur." 

Önder bunu söylerken aslında bu suçu işlediğini, fakat kanıtlanamadığı için serbest kaldığını ima ediyordu. Cenk, onun bu sözlerini duyunca şaşkına döndü. Ağzını kapatarak onu susturmaya çalıştı. 

"Sen ne söylüyorsun, kapat çeneni!"

Önder, Cenk'in elini ağzından çekerek bir şeyler daha söylemek ve soruları yanıtlamak istedi, ama Tamer ve Cenk buna izin vermedi. Muhabirlerin ve kameramanların arasında neredeyse ezilerek, güçlükle oradan ayrılmaya çalıştılar ama muhabirlerin onların peşlerini bırakmaya niyetleri yoktu. Cenk şoför mahalline geçerken, Tamer'de Önder'i güçlükle arka koltuğa oturttu ve yanına geçip kapıyı kapattı. Amirleri, hakim ile kısa bir görüşme yapıp yanlarına gelecekti. Bu manzarayı gördüğünde amirinin tepkisinin ne olacağını bilmiyordu ama öfkeleneceği kesindi. 

"Sen ne saçmalıyorsun, öyle şey söylenir mi?" diye sordu Cenk, öfkeyle.

Tamer araya girdi.

"Ne söyledi ki, ben duymadım?"
"Kanıt yoksa suç da yoktur falan, saçma sapan şeyler... Bunun anlamını biliyor musun sen?"
"Onlara olan bir şeyi söyledim. Kanıt yok, dolayısıyla suç da yok." dedi Önder.
"Bunu söyleyerek suçu kabul etmiş sayılıyorsun. Ayrıca yüzünü neden açıp kendini rezil ediyorsun ki? Olay kapandı gitti. Sen iyice büyütmeye çalışıyorsun." dedi Tamer, aynı öfkeyle.

Cenk konuşmasını tamamladığında, aracın ön yolcu kapısı açıldı ve amirleri hızla araca binip, öfkeyle sordu. 

"Bu ne şimdi, bunları kim döktü buraya?"
"Biz de bilmiyoruz amirim." dedi Tamer ve Önder'e döndü. "Ama başkomiserim hiç rahatsız olmadı. Gayet rahat bir şekilde açıklama yaptı."

Amir, Önder'e döndü ve bağırarak söylendi.

"Sen aklını mı kaçırdın? Ne demeye açıklama yaparak olayı uzatıyorsun?"

Önder cevap vermek yerine başını öne eğdi. Yaptığı bu saçmalıklar bir halta yarasa ve katil onu yakalasa iyi olacaktı. Yoksa yalnızca rezil olduğuyla kalacaktı. Tamer aracı çalıştırdı ve aracın etrafını saran muhabirleri ezmemek için dikkatli olmaya çalışarak, oradan uzaklaştı. Yolda amirinin telefonu çaldı. Arayan Gözde idi. Amirinin yüz ifadesine ve ses tonuna bakılırsa, önemli bir bilgi veriyor olmalıydı. Amiri telefonu kapatır kapatmaz, Önder merakla sordu.

"Ne olmuş amirim?"
"Bizim şubeye bir ihbar gelmiş. Poyraz ve Mirza ile ilgili... Galiba onları yine kıl payı kaçırdık."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kan Vaftiz (Bölüm 5)

Kardeşi gittiğinde, kendisini odasına kapatmıştı. Odasında hiçbir değişiklik yoktu. Sadece hastaneye gittiğinden beri doğru düzgün temizlenm...