24.7.24

Kan Vaftiz (Bölüm 92)


Mirza'nın onu getirdiği yeni yer, tahmin ettiği gibi daha berbat bir yer değildi. Şehre yakın bir köydeydiler. Etrafta fazla ev yoktu, evler birbirlerinden uzak kalacak şekilde inşa edilmişti ama en azından bazıları doluydu. Boş olan evler, sahipleri tarafından yazlık olarak kullanılıyordu. Geri kalan evlerde yaşayanlar, yılın her günü burada kalıyorlardı. Onların saklandıkları ev ise Mirza'nın dedesinden kalan ve bir zamanlar, annesi ve babasıyla beraber aile olarak yaşadıkları evdi. Mirza'nın babasının küçük kızı öldürdüğü, Mirza'nın ise babasını öldürdüğü evdeydiler. Poyraz, bu köyün o köy olduğunu öğrendiğinde biraz ürpermiş, bu evin o ev olduğunu öğrendiğinde ise daha da korkmuştu. 

Şu an bulunduğu evin içinde iki kişi öldürülmüş, evin yanındaki garajda ise cesetleri yok edilmişti. Mirza ilk başta bu evden ayrılmayı düşünmemiş, kendi başına burada yaşamaya karar vermişti. Ama sonra burada yaşananların onda hissettirdiği psikolojik duygu ve kendisine hakim olamama korkusu, onu hastaneye götürmüştü. Bu eve bir daha asla gelmeyeceği, kapısından içeri girmeyeceği konusunda kendisine söz vermişti ama bugün Poyraz'ın yüzünden bu sözünü bozmuştu. Mirza ona böyle demişti. 

'Vukuatlarına, bir de bana verdiğim sözü bozdurmanı ekledim Poyraz. Kendine dikkat etsen iyi olur!' Onun bu sözleri Poyraz'ın korkusunu daha da arttırmıştı. Şimdi daha da büyük bir tehlikedeydi ve can güvenliği tamamen ortadan kalkmıştı. Poyraz'ın son yaptığı şey, Mirza'yı tahmin bile edemeyeceği kadar çok öfkelendirmişti. Poyraz salondaki bir berjerde boş boş oturmuş etrafı incelerken, Mirza'da mutfakta bir şeyler yapıyordu. Çıkan seslere bakılırsa, Poyraz'a daha az zarar verebilmek için sinirini mutfak eşyalarından çıkarıyordu. Poyraz bu sesleri duydukça daha da tedirgin oluyordu. Bacaklarını birleştirmiş, ellerini de bacaklarının arasına sokmuş başını uzatarak mutfağa bakmaya çalışıyordu ama hiçbir şey göremiyordu. 

Sonra tekrar arkasına yaslandı ve salonu incelemeye devam etti. Aslında görünüşte o kadar da korkutucu bir şey yoktu. Küçük ve şirin bir salondu. Duvarlar açık griye boyalı, yerler ise bej rengi parkelerle döşeliydi. Bir köşede füme renginde L koltuk, tam karşısında, aynı renkte iki tane berjer, ortada ise koltuklarla aynı renkte bir halı vardı. L koltuğun yanındaki yemek masasının üzerinde, tozdan dolayı rengi anlaşılmayan bir örtü vardı ve üzerindeki vazoda bulunan yapay çiçekler, örümcek ağlarıyla kaplanmıştı. Duvarlarda rengarenk manzara tabloları, televizyonun yanındaki konsolun üzerinde ise bir sürü şirin aksesuarlar vardı. 

Anlaşılan Mirza'nın annesi epey zevkli bir kadındı. Tüm bu güzelliği örten tek şey yılların biriktirdiği toz, örümcek ağları ve yoğun bir şekilde duyulan ağır, mide bulandırıcı bir kokuydu. Poyraz hayatında hiç ceset kokusu duymamıştı ama bir ceset olsa ancak bu kadar kötü kokabilirdi. Bir an, evde gerçekten bir ceset olabileceğini düşündü ama bu düşünceden hemen vazgeçti. Çünkü Mirza, babasının cesedini asit ile yok edip nehre attığını, babasının da küçük kızı aynı şekilde yok ettiğini söylemişti. Ölüler yok olduğuna göre, evde ceset olamazdı. Belki Mirza'nın yıllar önce mutfakta bıraktığı yiyecekler çürümüştü. Ya da bir yerlerde, bir hayvan leşi olabilirdi. 

Ama kokunun dayanılmaz olduğu kesindi. Mirza pencereleri kapatan füme renkli perdeleri açmamıştı. Kapı ve pencerelerin de açılmasını istemediğinden, ev havalanmamıştı. Bunun nedeni, etraftaki komşuların Mirza'nın döndüğünü öğrenmemeleri gerektiğiydi. Yoksa hepsi hoşgeldin ziyaretine gelirlerdi. Şu an kimseyi ağırlayacak durumda değildi ve hiçbir zaman olmayacaktı. Buraya gelirken yakalanmalarının zorlaşması için defalarca araç değiştirmişler ve Mirza'nın yiyecek için ayırdığı son paraları da yol masraflarına gitmişti. Ama bu önemli değildi. Önemli olan onların bulunmamasıydı. Poyraz, çıkan bir sesle aniden irkildi. 

Mirza'nın mutfakta dövdüğü mutfak eşyalarının çığlıklarına, başka bir ses karışmıştı. Biri kapıya vuruyordu. Poyraz bunu duydu ama hiçbir şey yapmadı, Mirza'nın gelmesini bekledi. Mirza'nın bu sesi duyması biraz zaman alsa da sonunda duydu ve koşar adımlarla, suratındaki dehşet verici ifadeyle salona geldi. Kapıya yaklaştı ve delikten dışarı baktı. Kendi kendine küfürler ederek, Poyraz'a yaklaştı ve fısıldayarak söylendi. 

"Sakın sesini çıkarma Poyraz! Bir hata daha yapma, beni anladın mı?"
"Kim geldi Mirza?"
"Bilmiyorum. Komşulardan biri herhalde, çalar çalar gider."
"Bence gitmez Mirza. Işıklar yanıyor, burada olduğumuzu anlamıştır."
"Can güvenliğini düşünüyorsa gitmesi gerekir Poyraz." dedi Mirza, net bir şekilde. 

Poyraz onun gözlerindeki ciddiyeti ve dehşeti net bir şekilde görebiliyordu. Artık durumu kabullenmiş, özgürlüğünden ümidini kesmiş ve kendisini Mirza'nın acımasız kollarına teslim etmişti. Ondan kurtulamayacaktı. Hele bu durumda kurtulması artık imkansızdı. Her şey buraya kadardı. Poyraz dışarıdaki kişi her kim ise buradan gidip, kendisini kurtarmasını diliyordu. Bir süre sonra ses kesildi. Mirza tekrar koşar adımlarla kapıya gitti ve delikten dışarı baktı. Rahatlamış gibi iç çekti. O kişi her kim ise muhtemelen gitmişti. Poyraz bunu anladığında, kendisi de rahat bir iç çekti. Mirza ona döndü.

"Sen burada yatacaksın Poyraz."
"Ama ben bu koltuklara sığmam ki."
"Evde sadece iki tane oda var Poyraz. Biri benim, diğeri de annemin odası. Ben kendi odamda kalacağım, annemin odasına kimse adımını atamaz. Ama yan tarafta babamı yok ettiğim garaj, arka tarafta da küçük bir tavuk kümesi var. İstersen oralardan birinde de kalabilirsin."

Poyraz gözlerini kocaman açarak, başını hızla iki yana salladı.

"Galiba... Buraya sığarım Mirza... Koltuk epey rahat görünüyor."   dedi sessizce.

Mirza arkasını dönüp gitmek üzereyken durakladı ve tekrar Poyraz'a döndü.

"Ha bu arada... Gece ben uyurken kaçmak istersen eğer, kapının kilidine yerleştirdiğim düzeneği bulman ve bozman gerek. Çünkü kapı açıldığı an, benim uykumu bölecek derecede yüksek sesle bir alarm çalacak. Pencerelerden kaçmak istersen de camları kırman gerekecek çünkü hepsinde asma kilit var. İyi geceler Poyraz."


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Kan Vaftiz (Bölüm 5)

Kardeşi gittiğinde, kendisini odasına kapatmıştı. Odasında hiçbir değişiklik yoktu. Sadece hastaneye gittiğinden beri doğru düzgün temizlenm...