Tamer ile karşılıklı koltuklarda oturmuş birbirlerine bakıyorlardı. Koridorda çıkan kavgadan sonra amirleri ikisini de dinlemiş ve Tamer'in haklı olduğuna karar vererek, Önder'i evine onun götürmesini söylemişti. Bu geceki şansını kaybetmişti. Hatta bundan sonraki tüm şanslarını kaybetmişti çünkü amiri, Tamer'in söylediklerinden sonra Önder'e koruma talep etmek için savcıya yazı yazacağını söylemişti. Önder bu talebin kabul edilmemesini umuyordu. Tamer'in görevi onu kapının önünde bırakıp gitmekti ama o eve girmiş ve koltukta yayılarak oturuyordu. Önder dayanamayıp sordu.
"Ne zaman gideceksin, bu saatte kahve mi bekliyorsun?"
"Hayır ama bir çay alabilirim."
Önder derin bir iç çekerek, ağır ağır ayağa kalktı ve çay demlemek için mutfağa gitti. Tamer'de onun arkasından giderken, aynı anda söyleniyordu.
"Sen bir şey saklıyorsun."
"Ne? Ne saklayacağım, durumları zaten biliyorsun."
"Evet ama bu başka bir şey... Ne bileyim, bir tuhaflık var sende."
"Yok bir şey, kendi kendine kuruntu yapıyorsun."
Tamer mutfak kapısından içeri girdi ve Önder'e yaklaştı. Önder küçük bir çaydanlığa su doldurup ocağa koydu ve Tamer'e döndü.
"Bari bir film aç da izleyelim." diye ekledi.
Tamer gözlerini devirdi.
"Mısır da patlatayım mı? Sen gerçekten iyi değilsin. Bak, eğer bizim bilmediğimiz bir şey varsa şimdi söyleyebilirsin."
"Ya çeneni kapatıp çayını iç ya da git Tamer!" dedi Önder, net bir şekilde.
Salona gidip oturdu ve televizyonu açıp bir kaç kanal gezdi. Sonra bir kanalda durdu. Cehennem Melekleri üç oynuyordu. Önder, Tamer ile konuşmamak için filmi izliyormuş gibi yaparak ekrana dikkat kesildi. Tamer'de söyleyecek bir şey bulamamış olacak ki, biraz önceki oturduğu üçlü koltuğa yayıldı ve dikkatle, arkalarında bulunan yemek masasına baktı. Daha önce orada olmayan bir şey dikkatini çekmişti.
"Bunu ne zaman aldın?" diye sordu, masanın üzerindeki objeyi göstererek.
Önder Tamer'in gösterdiği yere, yemek masasına baktı. Aniden oturduğu yerden kalktı ve masaya doğru yaklaştı. Tamer onun evine en çok girip çıkan, hatta tek girip çıkan arkadaşı olduğundan neyi var neyi yok hepsini biliyordu. Hatta yeni bir şey gördüğünde, yüzsüzlük yaparak kendisine hediye etmesini istiyordu. Şimdiye kadar Önder'in evinden aldığı eşyaların haddi hesabı yoktu. Ama bu eşyayı Önder'de yeni görüyordu çünkü onun böyle bir aksesuarı yoktu. Kırmızı renkli, camdan bir karga objesiydi.
Önder objeyi eline aldı ve evirip çevirdi. Bir anda tüyleri ürperdi. Demek o gece kapısına yazı yazan kişi evinin içine kadar girmiş, bunu evin baş köşesine yerleştirmiş ve tüm bunları yaparken de, ardında hiçbir iz bırakmamıştı. Objenin üzerinde herhangi bir işaret, bir yazı aradı ama hiçbir şey bulamadı. Bunun anlamı ne olabilirdi? Ona yine güç gösterisi mi yapmaya çalışıyordu yoksa gözünü korkutmaya mı? Belki de başka bir mesaj vermeye çalışıyordu ama ne? Önder eşyayı incelerken, Tamer'in sesi dikkatini bozdu.
"Neden ilk kez görüyormuş gibi bakıyorsun?"
'Çünkü ilk kez görüyorum.' demek istedi Önder ama söylemedi. Bunu söylediği an, Tamer onu bir daha bu eve sokmazdı. Önder bu evi terk edemezdi. Her ne kadar peşine koruma taksalar da, katil, operasyon gecesi yaptığı gibi onları bir şekilde atlatır ve bu eve girerdi. Objeyi dikkatli bir şekilde yerine bırakıp Tamer'e döndü.
"Çok güzel, öyle değil mi? Ucuzluk mağazasından aldım." dedi ve tekrar geçip yerine oturdu. Gözü hala objedeydi.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder